• ozanakbas

6 Aşamada Mimarlık Jürisi

En son güncellendiği tarih: 5 May 2020


Bu yazıyı blogspot sayfam varken ve öğrenciyken yazmıştım. Aldığım yorumlar, bu camiada varoluşsal çabalar sarf eden herkesi bir yerinden yakaladığımı anlatır nitelikteydi. Bir şekilde şahsi sayfamın yeni versiyonunda da bulunması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle olduğu gibi aktarıyorum. İyi okumalar! :)

Bu arada YouTube kanalımıza da bir göz atmak isterseniz orada da mimarlık ve mimarlık eğitimiyle ilgili içerikler yüklüyor olacağım,

Linkini buraya bırakıyorum;


Yanlış Konsept YouTube Kanalı


Keyifli okumalar!

--------------------------------------------

Mimarlık öğrencisisiniz ve arkadaşlarınıza "jüri haftası" konseptini anlatmakta zorluk mu çekiyorsunuz? Ya da mimarlık bölümünde okuyan arkadaşlarınızdan sürekli "sabahladım", "teslimim var", "siz buluşun katılabilirsem sürpriz olsun" gibi cümleler mi duyuyorsunuz?

Bugüne kadar perde arkasını anlamak nasip olamadı mı?

Eh, bende günlük hayatımda şöyle yoğundu şöyle zorluydu diye dert yanmaktan, daha doğrusu JÜRİ denen zımbırtıyı açıklamaya çalışmaktan yoruldum. Dedim iyisi mi ben şu olayı bir anlatayım. Herkes rahatlasın.

Her şeyden önce şunun notunu düşmek isterim, bu yazı asla "en zhor bölümü okuyorum ağbi yaav" ya da "biz küçük minik mimay adaylayı siz gezeyken hep sabahlıyoyuuz" tribinde bir yazı değildir. (kısmen doğru olsalar da) Anlatmaya çalışacağım şey en özet haliyle belki de bir jüri sürecinde bir mimarlık öğrencisinin yaşadıkları. Şu andan itibaren sürekli "mimarlık öğrencisi" diye yazmamak için, prototip öğrencimizi Timuçin diye anacağım.

Evet, izninizle Timuçin'in maceralarını anlatmaya başlıyorum.

1. AŞAMA

"CASE STUDY/KEY STUDY"

Timuçin için o dönem istenecek proje belki bir müze, belki bir spa merkezi, bir hotel ya da bir golf kulübü, bir çay ocağı yahut bir kütüphane. Peki, Timuçin daha önce bunlardan herhangi birinin tasarım sürecinde bulunmuş mu? Çok yüksek ihtimalle hayır.

Hah! İşte tam bu noktada devreye "anahtar" çalışmalar giriyor. Dünyanın dört bir yanından meşhuur mimarların tasarladıkları yapıları plan, kesit, cephe görünüşleri, analiz diagramları gibi çeşitli boyutlarla inceleyip bir sunum paftası (pafta mimar jargonunda sunum kağıdı/çıktı/prezentasyon için kullanılan kimi zaman metrelerce uzayabilen, kimi zaman bir A3'ten de ibaret olabilen kağıt(lar)a denir.) hazırlaması istenir Timuçin'in. Yani mesela o dönemki proje bir müze tasarlamaksa ilk misyonumuz var olmuş/hala olan/olması muhtemel birçok müzeyi inceleyip sunmaya layık bulunanları (ya da hocanın incelenmesi tavsiye ettiklerini) irdelemek, ırgalamak, yıpratmak, hatmetmek, anlamak ve çözümlemek. Bu tabii ki de en keyifli, motive edici ve aslında kolay aşama olabilir. Hazırı incelemek, fikir üretmekten daha kolaydır neticede.

2. AŞAMA

"KONSEPT ÇALIŞMALAR"

Gallery of Multi-Functional Headquarters of Edel AG Competition Entry / Barcode Architects & Habiter Autrement

Bu aşamada da Timuçin artık yavaştan elini kaleme kağıda sürmek durumundadır. Çeşitli boyutlarda çemberler ve kesişimleriyle olsun, renk hiyerarşisiyle olsun, efendime söyleyeyim şekil farklılıklarıyla olsun, fonksiyon ayrımına girişir. Yani mesela müzenin sergi alanları ne büyüklükte olsun sorusuna 200 metrekare demez de daha küçük çizilmiş bir çemberi referans gösterip "ofisler buysa sergi alanı da dört katı falan işte" gibi yaklaşır. Farklı bir yöntem de üç boyutlu çalışmak bu yıl ilk kez yaptığım bu metot da oldukça keyifli denebilir. Çerçöple bile uygulanabilen bu yöntemde de öncelik yapının formunu belirlemekten ziyade hacimlerin ilişkisini çözümlemektir. Mesela aşağıda gördüğünüz çalışma modelinde Timuçin iki farklı fonksiyona sahip hacmi, geçiş fonksiyonuna sahip üçüncü bir hacim (ki kendisi tuvalet kağıdı rulosuydu bir zamanlar) ile bağladığını göstermektedir. Ortadaki yeşil hortum parçası ise meydanın ortasında monumental bir eleman olacağına işaret etmekte. Bu aşamada Timuçin tasarımının iskeletini çıkararak dolaşım alanları, odalar, havalandırma (doğal/yapay), ışık geçirgenliği, bakı, arazi eğimi, çevre yapılar, şehir ölçeğinde arazinin lokasyonu gibi konuları da hafif hafif kavramaya, kendi hücrelerini projenin gelişimine adamaya başlamaktadır.

3.AŞAMA

"ARAZİ MAKETİ"

(Grup olarak çalışılan tasarım stüdyolarında bilhassa)

Timuçin'e verilen proje büyük olasılıkla gidip görülen gerçek bir arazi üzerine uygulanacakmış gibi verilir. Yani düz kare bir arazi verdik sana üzerine müze yap şeklinde bir dünya yoktur. Bazen Timuçin bir şehre götürülüp "bu şehirde uygun olduğunu düşündüğün bir noktaya, şehrin ihtiyaçları doğrultusunda bir yapı çözümle evladım" denebilir. Bu durumda Timuçin şehrin oldukça büyük bir kısmını anlamak, gözlem yapmak ve haliyle daha geniş bir alanın maketini yapmak durumunda kalır. Evet, üçüncü aşama da böylelikle gelmiş bulunur. Bu aşama çoğu zaman ikiden sonra değil, onunla simultane ilerleyen bir aşamadır. Bir Timuçin aynı anda konsept çalışma yaparken, arazi maketi üzerine çalışabilir hatta o hafta teslim isteyen 5 farklı dersin de zamazingolarına zaman ayırabilir. Arazi maketi dediğimiz de şöyle bir şey oluyor çocuklar:

4.AŞAMA

FORM ARAYIŞI VE PLAN ÇÖZÜMLEMEK VE CEPHEYE KARAR VERMEK VE KESİTLER ALMAK ...

KISACA

KRİTİKLER!

Şüphesiz ki bir mimarı mimar yapan en önemli unsur aldığı kritiklerdir gibi güçlü bir girişten sonra şunu belirtmeliyim ki bir jüri öncesinde bir Timuçin'in en çok zaman harcadığı/harcaması gereken aşama, bu aşamadır. Bir Timuçin gerektiğinde çatır çatır savunma yapacağı, gerektiğinde oldukça haklısınız hocam diyeceği, bazen ağlayacağı bazense kendini hocanın şizofreni seviyesini çözmeye çalışırken bulacağı bu süreçte tüm sinirlerini bileylemiş, ekstra motivasyon depolamış, uykuyu da hayatından çıkarmış olmalıdır. Kritik almak demek aşama aşama gelişmekte olan projesini notere onaylatmak gibi bir husustur. 6-8-10 aralığında değişen kredisiyle en babadingolu ders olan Mimari Tasarım dersinin projesi jürye çıktığında birçok hoca tarafından gelişimi takip edilmiş olmalıdır. Aksi halde olmaz mı? Olur hay hay fakat on lira parayla kumara gidip binlerce lirayla dönmek gibi bir ihtimal bu. Daha güzel örneklersek Timuçinin hiç kritik almadan son hafta yaptığı bir projeyle çıkıp bir de yüksek not alması ihtimali aslında yoktur eğer böyle bir şey yaşanıyorsa Timuçin aslında bir mimarlık fakültesinden mezun olup bunu gizli tutuyordur ve ikincisinde kritik almadan jürilere çıkıp gününü gün ediyordur.

Peki kritik süreci neden kritik?

Bu süreçte Timuçin hocaya A fikriyle gider hoca B yap der, iki gün sonra gelen B fikrine de "bu nereden çıktı? A'ya ne oldu?" der, B'yi boşa geliştirdiği için biraz gerilen Timuçin tekrar A'yı götüremeyeceğinden A ile B'nin sentezinden oluşan C'yi götürür. Hoca ya C'yi çok beğenir, o kadar beğenir ki vahiyle ilham iner ve C'nin sağına D'yi, soluna E'yi arkasına F'yi ekle gibi birbirinden oldukça uzak olsa da eşit derecede çılgın yepyei fikirler sunar. Timuçin bu aldığı kritikle ne yapacağını şaşırır ve bir sonraki kritiğe 3-4 farklı çizimle gitmesi gerektiğinin idrakına varır. Bütün bu gelgitler arasında sayın-timuçin-olmayan-arkadaş sana büyük iş düşüyor. Timuçin'e kahve götür, ne bileyim komik resimler at, ona küçük maketler yap. Timuçin'in büyük vurgun (çizim haftası/sonraki aşama) öncesi büyük gerginlikler yaşadığını unutma. Öyle ki muhtemelen tüm sindirim/boşaltım/uyuma sistemleri alt üst olmuş, yaptığı tüm sosyal etkinliklerden uzaklaşmış (spor, sinema, tiyatro, buluşmalar, aile ziyaretleri, sevgiliyle romantik anlar....) Timuçin işte tam bu sularda arkad