• ozanakbas

Alaçatı'da Gidilesi Mekanlar


Bir yere ilk kez gidiyorsanız, akşam yemeği, kahvaltı, beş çayı, gece hayatı gibi konularda bilgi edinmek adına ilk Foursquare, Zomato, Trip Advisor gibi mecralara başvurursunuz. Fakat mesela foursquare'e girdiğinizde taban tabana zıt yorumlarla, fotoğraflara yansıyan "ilginç" müşteri profiliyle ya da yetersiz değerlendirme sayısıyla kafanızda soru işaretleri oluşması çok mümkündür. Buraya gitmek gereksiz mesai harcamanıza yol açabilecek bir riske dönüşüp hele ki arkadaşlarla gidilen bir tatilde kararsızlıklara yol açabilir. (Benim hala bazı iyi yorumları mekan sahiplerinin eşi dostu yazdığına dair ciddi şüphelerim var mesela, hiçbir zaman bilemeyeceğiz.)

Özellikle seyahat amacı tatil yapmak gibi yılın sadece oldukça kısıtlı zamanlarında ve belirli bütçelerle kalkışabildiğimiz durumlardan bir tanesiyse değerli vaktimizi ve paramızı kötü servis, kalitesiz hizmet, lezzetsiz yiyecek/içeceklere harcamak yapmak isteyeceğimiz son şey olur. Bu yazımda size en taze seyahatimde gittiğim mekanlardan, tattığım yiyeceklerden ve gördüğüm iç tasarım yaklaşımlarından bir derleme yaptım. Yolunuz Alaçatı'ya düşerse belki bir kılavuz niteliğinde olur. Ne de güzel olur.

Hazırsanız başlayalım o vakit.

1) Köşe Kahve

Yemeklerini denemedim bu konuda size yardımcı olamayacağım, fakat denediğim en güzel Sangria'lardan birini burada içtim diyebilirim. Meydan gibi bir yerin iki kenarından geçen yaya akslarının tam kesiştiği noktada (adından da anlaşılacağı üzere) tam bir köşede yer alıyor mekan. Oldukça güler yüzlü, hızlı bir hizmet. Kaliteli bir yere oturduğunuzu anında hissediyorsunuz zaten. Gereksiz bir bilgi olarak Ebru Akel'le karşılaştığımızı da ekleyebilirim :) Bulunduğu köşe hele tatil sezonuysa inanılmaz işlek bir nokta, Alaçatı'ya tatile gelmiş her bir yüzü burada otururken görebilirsiniz. Beyaz sandalyeleri ve kapı pencere doğramalarıyla Ankara Arjantin Caddesi'ndeki Cafemiz'i hatırlattı bana. Fiyatlar da ortalamaydı, abartı da değil, ama beleş de değil tabii.

2)Sole & Mare

Bu bir beach club. Sürekli duyuyordum, pek "beach'e gitme" karakterinde bir insan olmadığım halde Alaçatı gibi yerlerde ağzınızın tadıyla denize girmek için bu tip mekanlara başvurmak durumunda kalabiliyorsunuz. Güzelleri de var bulmak lazım işte. Ben bu mekanı beğenmedim mesela. İnsan kendini söğüşlenmiş gibi hissediyor, kalkıp "ne mana" diye bağırmak istedim. Hem girişte ciddi bir meblağ ödüyorsunuz (buna hiçbir şey dahil değil) hadi neyse diyorsunuz herhangi bir sahile gitsem şezlong şemsiye yine bu kadar verilecekti, hem "50 tl altına pos çalıştıramıyorum", "loca için 500 tl harcama gerekiyor" falan gibi yeterince zengin değilsen zaten ne işin vardı'ya çıkan şeyler işitip, kendinizi ezik hissediyorsunuz. Hele arabayla gittiysen daha bir de valesi otoparkı var. E içerde yediğin içtiğin var. Happy hour konsepti beachlerde meşhur. 30 Ağustos'a denk geldiğimiz için başarılı bir program hazırlanmıştı canlı müzik falan vardı ona lafım yok, fakat standart happy hour'ların happy'likle pek alakası yok tabii. (Happy hour dediğin belirli kokteyl ve içeceklerde indirim yapılan saate denir aga.) Neyse kaç kere tatile gidiyorum boşver mantalitesinde olmalı tatilde zaten fakat o garsonların suratsızlığı, iletişim kıtlığı, o anda uyduruverdiği çok belli olan "müessese kuralları" gelenlerin tipine göre tavırları falan benlik değil. Fakat "deniz değil olayım, piyasa yapayım, çattırrr çattııır harcayayım, mercedes'imi babam aldı zaten, özel üniversite öğrenciyim ve maşşallah senegal prensi gibi yaşarım oturduğum mekanda mal varlığımı masaya dizerim" profili vardır ya, hah işte o profildeyseniz bu tip beachler size göre, bu profilin tüm cinsi buradalar. Ben beach olacaksa da daha alternatif seviyorum sanırım. Derkeeeen geçelim ona:

3) Single Fin Yellow

Sole & Mare'nin ertesi günü bu mekanı denedik. İnternetteki yorumlar çok kafa karıştırıcıydı.

Bunların yanında da bir sürü şahane yorum vardı. Ulan çok merak ettim hangisi doğru diye. Şimdi gece değil gündüz gittik kapıda adam yoktu bu nedenle, giriş ücretsiz, oturunca yediğini içtiğini ödüyorsun onların da fiyatları çok makul bence. Sonra orada bir kadın garsonla muhabbeti kurunca soruverdik. Bu gece gelmeyi düşünüyoruz ama biletli adam alınmamış yani bilemedik falan diye. Rezervasyon gerekiyormuş sanırım diye sorduk. Kadın dedi ki yok rezervasyon almıyoruz, telefon numarası falan da yok zaten içeri almamak için öyle diyorlar bazen dedi. Dolayısıyla gece gitmedik. Alınacak risk değil ki be. Kapıdaki hayata olan hıncını gelen müşterinin tipine göre çıkaracak adamla muhattap olup 3 günlük tatili neden zehir edelim. (Böyle şeylere benim ekstra kafam atar zaten- etkisinden çıkamam, 2 tane eğitimli, medeni, eli yüzü düzgün adam "damsız" girememiştik bir mekana Ölüdeniz'de hiç unutmuyorum mesela. Kapıdaki adam daha Türkçe konuşamıyordu düşünün. Çok acı. Yıl olmuş 2017 bir çözüm bulunmalı şu meseleye artık.)

Neyse Single Fin Yellow'un yemekleri bence lezizdi, iki gün üst üste gündüz buraya geldik. Birinde pizza yedim, arkadaşım kanat yedi -ikimiz de mutluyduk sonuçtan- ertesi gün hamburger yedik, ben çok beğendim arkadaş beğenmedi -onun kalanını da yedim haha- Kahve, fast food, bar bölümlerini ayrı minibüslere ayırmışlar. Mesela kumsala yakın minibüste fast food var, ana mekan kısmında bir minibüs sıcak içecekler için. Mekanın iç tasarımına bayıldım. Bir cephede boydan boya ahşap bir kitaplık ve içinde vintage TV'ler, tavanda merkezden dağılan ve görünür kılınmış bir elektrik tesisatı beton dökme avizelere ulaşıyor, ortada kocaman bir alan da bar bölümü ve bar sandalyeleri formaliteden değil işlev gösterecek şekilde sıralanmış. Gayet güzel. Plaj kısmında ister kum bölgede ister iskele kısmında şezlonga oturabilirsiniz. Tüm garsonlar güleryüzlü. 20 garson falan vardı yanlış hatırlamıyorsam, ne istiyorsanız anında geliyor. Hemen bitişiği bir sörf okulu. Onlara denizde bir alan ayrılmış bütün gün sörf öğrenmeye çalışıyorlar izlemesi keyifli insan denemek istiyor. Gidip fiyat aldık, normalde 5 günlük falan eğitim setleri olarak kurslara yazılınıyormuş ama isteyenler için saatlik eğitimler de varmış, 220 tl dediler. Bir saatte ne kadar öğreneceğiz ki tadına varamadan biter bu paraya değmez diyerek vazgeçtik izlemekle yetindik. Kısacası gündüz vakti için biz Single Fin Yellow'u beğendik.

Fakat dediğim gibi gecesini bilemiyorum gençler. O gecede Baba Zula varmış aslında ama Alaçatı merkeze çok yakın değil o yüzden o kadar yol tepmek istemeyip yine yorumlara göre çok önerilen bir başka yere geçtiiiik :

4) Nar Bar

Bugüne kadar bu kadar keyif aldığım mekan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Aşşşırı keyifli bir ortam. Bir avlu, içinde bir nar ağacı var. Tam kararında aydınlatılmış -fakat loş- bir iç avlu burası, bir oturma odası gibi döşenmiş, bir köşede koltuk-sofa falan var, bir yerde yüksek bistro masaları hemen yanında tabureli bir ikili. Önünde sıralar kuyruklar her gelen yer yok diye ağlayacak öyle bir talep yani. Fiyatlar ortalamanın üzerinde fakat bence değer. Armut ismindeki kokteyllerine bayılabilirsiniz. Uzun uzun anlatmaya pek gerek yok bence ya, kesin gidin diyorum. O kadar. (11-12 arası gidip güzel bir yere oturun millet dolmaya başlıyor o saatlerde) 10 gibi giderseniz de bomboş göreceksiniz şaşırmayın biraz daha dolanın öyle gidin. Peki dolanırken nereye gidebilirsiniz onu da söyleyeyim.

5) Pico Alaçatı

Burası bir sokak barı. 10-15 cm'lik bir deck üzerine konulmuş ikişer kişilik bistro masaları totalde 10-15 masa ancak vardır, kapalı mekanı yok barın. Tamamen açıkta, kaldırımda, azıcık izole azıcık sokaktaki akıma dahil, nefis ama. Korunmuş bir kent dokusunun içinde olabilmek ve bu esnada ağız tadıyla içeceğinizi yudumlamak. Lynchburg Lemonade denenmeli. Normalde pek viski içemem bu nedenle viski içeren kokteyl de tercih etmem fakat buranın dokunuş