Gelene(ğe) Kal Demek Zorunda Mıyız?


Çocukken olmadık anlarda sahne ortasına çıkıp dans ettiğimiz ve bir noktadan sonra "anne eve gideliiğm" diye tutturduğumuz, ergenken sahneye çıkan bu aynı çocuklara sinir olduğumuz ve genel olarak zorla gittiğimiz düğünler, yetişkinlik hayatında da hayatımızın en keyifli geceleri değiller diye düşünüyorum. Mezun olduktan sonra çorap söküğü gibi gelen, işe girme, eve çıkma, fatura, kira ödeme, zam bekleme vs kaygılar arkadaşlarınız evlenmeye başlayınca yetişkinliğin bir başka yeni yüzüyle tanışmanıza neden oluyor. Artık ebeveyninin elinden tutup ikincil bir misafir olarak yer almıyorsunuz düğünlerde. Adınıza davetiye geliyor, öyle yer alıyorsunuz.

Dolayısıyla bu yeni gözlerle gittiğiniz bu ortamlarda daha önce üzerinde çok da durmadığınız, ya da umursamadığınız bazı şeyleri fark etmeye başlıyorsunuz.

Geleneklerin genel olarak güzel olduğunu düşünürüm, bunu söyleyerek başlayayım. Kümülatif bir jenerasyonlar hareketi olarak, var olanın korunduğu üstüne o çağa ait dokunuşların eklendiği adeta kültürün arkeolojik ve metaforik bir katmanlanması gibidir gelenekler. Fakat bazı revizyonlar gerekmiyor mu? Ya da o çağa ait birtakım eklemelerde bulunurken sanki kontrolü kaybetmedik mi?

Eğer taşa tutulmayacaksam başlıyorum. Bunların hepsi şahsi mini beyin fırtınaları olup tartışmamıza açıktır, yani ikna edin bazı konularda hatta, n'olur! Önce "gelegelmiş" olanlardan başlayalım.

Cinselliğin büyük bir tabu olduğu toplumumuzda (cinsiyetçi ayrımlara henüz girmeden söylüyorum) herhangi bir bireyin kamusal bir alanda bunu indike eden dokundurmalarda bulunması gerginlik sebebidir. Bakın sözlü ya da fiziksel tacize ya da bu densizlikleri yapan zatlara değinmiyorum şu an. Genel olarak otobüste telefonda konuştuğunuzu ve cinsel içerikli bir cümle kullandığınızı düşünün. Hah işte, masumane ya da basit bir iki kelime bile olsa söylenen, hatta cinsellik de değil atıyorum "memede kitle varmış" falan gibi medikal bir durumdan bahsedilmiş bile olsa, kafalar bir döner, birkaç cık cık duyarız falan filan. Şimdi bu yeleğini iki yandan göbeğinin üstüne çakıştırıp dudağının kenarlarını iki parmağını yukarıdan aşağıya silme hareketiyle süpüren teyze figürlerini başka bir sahneye taşıyalım.

Düğünden sonra. Gelin ve damat eve bırakılıyor. Bir konvoy var. Saat gece 1. Teyze arabalardan birinde kırmızı pullu mendilini camdan sallıyor ve "huuuuuğ" diye sevinç ve coşku naraları atıyor. Bütün bunlar ne için dersiniz? O gece sevişilecek. Bunun için.

Otobüsteki cinsel içerik duyup bayılayazan teyze bunu yapan. Tamam, evet, evlenildi, artık bu işin bir adı konuldu, bir yastıkta kocanacak, dünyanın her yerinde düğün gecesi seromonileri vardır, bu cinsel tabulu akraba yakınının mutlu gecesinde onun için mutlu oluyor. Tamam, peki. Yahu neden evinin önüne kadar konvoylarla davullarla zurnalarla geliniyor. Bütün sokak gecenin bir yarısı ayağa kaldırılıyor. "Kalkın komşulaaar bu ikisi birazdan sevişecek duymayan kalmasın! 30 yıldır eve kapattık, kendi vücudundan utandırdık, sütyen bile dese ağzına vurduk ama şimdi sevişecekler ve biz destekçileriyiz, bütün hazırlıklar tamam, hepiniz şu an bu çifti kutlayın, şenlik var kalkın kalkııın" Abartıyor muyum? O konvoylar tamamen normal mi ki? Düğün sonrası gelinle damat neden uslu uslu arabasına binip gitmiyorlar yahu evlerine? Zaten duş lifine kadar anne babalar almış, evde mahrem diye bir şey kalmamış, çeyiz niyetine o evde yaşayacak ikili hariç herkesin zevkine göre bir sürü eşya döşenmiş. Neden rahat yok bu insancıklara? Zaten 3te 1 ihtimalle 2 yıl içinde boşanacaklar. (istatistiklerin yalancısıyım)

Sonra kırmızı kuşak. Çirkinleşmek istemiyorum, yine herkesin düşünüp kimsenin söylemediği bir şeyi söylüyor olacağım ve ortalık kızışacak muhtemelen ama, kadının objeleştirildiğini daha somut bir şekilde gözler önüne seren bir gelenek yok arkadaşlar. Bir de abisi varsa abisi bağlıyor o kuşağı, o abi ne cevizler kırıyor oysa bunu da herkes biliyor. Fakat yine aynı tabulu teyzeler ve o an o sokakta bu ana şahit olan bütün insanlar -bunun istisnasız olduğunu düşünüyorum kalıbımı da basarım- o kuşak bağlanırken o gelinin bekaretini düşünüyor. Bu nedir yahu? Kimi bağlar bu arkadaşım? Neden duvak var mesela? Gelin diye bir hediye peketi veriliyor damata yemin ederim. Tamamen tepeden objektif bir perspektiften bakabilirseniz aşırı tuhaf değil mi sizce de bu? "Aslında çok duygusal, çok tatlı" gibi argümanlarla gelmeyin. Bu tip şeyler algıda fark etmeden bir sabitlik yaratıyor kanısındayım. Bazı şeyler dogmalaşıyor, düşünmeden kabul edivermiş oluyoruz. Nikah memurunun "Evlilik cüzdanını da geline veriyorum" demesinin espri olarak algılanıp gülünmesi de bunun kanıtı diye düşünüyorum O an herkes böyle "ahaha Allah cezanı vermesin ne alem adam çıktı bu memur" diye gülümsüyor. Neden? Çünkü zaten kadın o evin reisi değil bu bilinen ve kabul edilen bir gerçek ama nikah memuru babacan bir adam olduğu için komik bir jest yaptı. Bu yüzden.

Bakın gelenekler çok güzel aslında, bir birliktelik, nesilden nesile kendiliğinden devam eden, neredeyse bir ölümsüzlük hissi yaratan bir kültür devinimi, ama modern dünyada savaştığımız bazı ayrımcı söylemleri de besleyen yaklaşımları var. Bunları sadece düşündükçe ortaya koymak istiyorum.

Bu bazı bölgelerimizde daha ileriye götürülüyor, cama düğün gecesi sonrası asılan bekaret kanıtı kanlı çarşaf gibi. Bundan daha aşağılayıcı, daha teşhirci, daha sapkın bir gelenek olabilir mi? Eğer o çarşafta kan yoksa bütün mahallelinin kınaması ve de?? Aklınız alıyor mu? Bu noktaya devam etmeyeceğim daha fazla, konuyu farklı bir boyuta götürüyor ama yani toplumda bazı kesimlerce de olsa kanıksanabilen şeylerin farkında mısınız?

Kız isteme, gelin çıkarma, damat tuzlama, dana küşleme falan gibi konulara girmek istemiyorum, evet birtakım seksist tutumlar bulunabilir bunların içinde ama bu kısımlar benim de hoşuma gidiyor. Gelin çıkarken çalan davulun bütün o dramı ve hüznü gölgelemesi, artık aileyle birlikte yaşanmayacak olması gerçeği ve edilen veda falan bunlar güzel, anlamlı şeyler.

Bireyin değer yargılarını ve mahrem hayatını gözler önüne sererek, zaten dedikoduya da, karalama kampanyalarına da (hepimizin sülalesinde var bu) dünden hazır birtakım akrabaların eline koz vermek, onu da geçtim insani özgürlüklerime ve iç huzuruma zeval getirecek insanların, aşkımı dünyaya ilan etmek gibi özünde aşırı kutsal olabilecek bir günde her naneye burnunu sokmalarına izin vermek benim kızdığım. Yahu, azıcık kaykılarak oturdum diye hemen "cık cık" senfonisi başlatan teyze beni sevişmeye bırakırken huuuuğ diye bağırmasın ya bu çok mu saçma? Ya da evleneceğim kadının bekareti oradaki onlarca insan tarafından düşünülmesin kafalardan bu fikir geçmesin falan. Bunları diyorum yani.

İkinci olarak Batı çakması gelenekler edinme durumumuz var ki bu durum bence şu ana kadar konuştuklarımdan da beter.

Arkadaşlar bizde hepsi aynı giyinen nedime girlz konsepti yoktur. Baş nedime yoktur. Aslında buket atma falan da yok ama hadi o eğlenceli falan diye oldurduk diyelim. Bekarlığa vedalar, şampanyalı provalar, fosforlu nedime giysileri falan. Bir Anne Hathaway filminde değiliz. Hayır bu kadar uğraşıyorsunuz sonra boşanıyorsunuz konuşturtmayın şimdi beni ha. Anlık gazla mı evleniliyor ne yapılıyor bilmiyorum ki. Ne bu acele, ne bu masraf, herkes bir saray eşrefindenmiş gibi inanılmaz çılgın masraflar, abartılı masa süsleri falan. Olayın bütün özü gidiyor. Allah belamı versin eğer fanta leblebili düğünü daha samimi bulmuyorsam. Bir jazz trio'suymuş da yok yaylı quartetmiş, ya hayırdır? Bak tamam kuşağa falan laf ediyorum saçma geliyor ama bu çok daha komik, ötekini kınıyorum, buna ama kahkaha atıyorum. O hashtag bridesmaid fotoğraflar var ya gerçekten söylüyorum, gülüyorum ya, kahkaha atıyorum böyle. Komik çünkü ve yapmacık, ve göstermelik. Sahte. (Konusu değil ama bir daha evlilik konseptli bir yazı yazacağımı düşünmüyorum o yüzden yeri gelmişken söyleyeyim, evleneli 2 yıl geçip hala haftalık olarak düğün fotoğrafı ya da gelinlikli fotoğraf çekimlerinden enstantaneler paylaşanlarınız var, yapmayın, şimdi o albümü sakince yere koyun. Özel gününüz bitti, geride kaldı. Bir sonraki düğününde artık kısmetse, şimdi timeline'a göre çocuk yapıp o zavallı şirinenin binbir türlü fotosunu paylaşman gerekiyor, toplum ve hepimiz senden bunu beklemekteyiz.)