• Ece Bilgiç

İrem'e Mektup


Konsepti neden yanlış anlıyoruz, sistemi tam anlamıyla çözemeyişimiz neden? Çocukluğumuza inmemiz gerek zannediyorum. Dolayısıyla ben de düşündüm ki kendimi anlatmaya en iyi çocukluğumdan başlayabilirim.

İlk yazılarımı buldum, gözlerimden yaşlar geldi ve dedim ki bu tam bir konsepti yanlış anlamak, cuk diye oturdu. Evet sevgili okurlar, aşağıda bulacağınız mektup, kuzenimden ziyade küçük kız kardeşim, en yakın arkadaşım, İremime yazdığım ilk yazı. Kendisine hiç verilmemiş olan bu mektubu o da ilk defa okuyacak ve eminim çok gülecek. Tek bir virgül bile düzeltmedim, sadece kendimi tutamadım yorum ekledim, keyifli okumalar dilerim.

Not: Mektup yazıldığında ben 11, İrem 7 yaşında, sene 2003.

Büyüyen Küçük Kuzenim İrem’e Mektup

Sevgili İrem;

Aslında seninle yüz yüze de bunları konuşabilirdim. Merak etme bunu da yapacağım. Ama böyle yazmak daha rahat benim için. Şunu bil ki seni çok seviyorum. Ben seni kardeşim gibi görüyorum ve ablalar kardeşlerini çok severler.

Biliyor musun bazen beni o kadar çok üzüyorsun ki içimde sana karşı anlatılmaz bir kızgınlık duygusu büyüyor. Aslında seni çok seviyorum. Belki ön yargılı davranıyorum; ama kabul et sen de beni bazen yaşıtlarınla, kendinden küçük insanlarla karıştırıyorsun. Ben senin ablanım! Bu durum beni çok üzüyor.

7 yaşındaki bir çocuk 11 yaşındaki bir çocuğa ne yapmış da böyle üzmüş olabilir?

Artık büyüyorsun İrem. Geçen senelerde ben de küçüktüm sen de. Şimdi ben de büyüdüm sen de.

Geçen senelerde zaten yoktunuz?

O yüzden birbirimizle iletişimimizi daha kolay sağlıyoruz. Bir kaç yıl sonra daha çok büyüyeceksin ve beni daha iyi anlayacaksın.

Aynen, İrem büyüyüp 10 yaşına geldiğinde mesela.

O günleri sabırsızlıkla bekliyorum. Çünkü senin gönlümde kırgınlıklarla dolu bir odada değil de sevgi ile dolu mutluluklar içinde bir odada yer almanı istiyorum.

Gönlümdeki odalar…

Bir de şu büyüklerin, küçüklere örnek olma olayı yok mu?

Yazar burada gönlündeki çok büyük sitem ile dolu hoşnutsuzluklar içinde bir odada mesela.

O gün sofrada otururken sana örnek olmam gereği 1. sınıfta günü gününe çalışmadığım halde öyle demek zorunda kaldım.

Nasıl içime oturmuşsa bu yalan artık, koşa koşa gelip yazmışım.

Çünkü sen ben ne söylersem doğru kabul edip uyguluyorsun. Bu benim ne kadar hoşuma gitse de geçen yaz bunu çok abarttın ve ne yaparsam aynısını yaptın. Bu da beni bunaltmıştı. Ama 1. sınıfa başladığından beri kendi kararlarını vermeye başladın.

Tekrar ediyorum, 1. sınıf derken lisans falan değil, baya 123, ABC konseptli 1. sınıf. Keşke bir not düşseymişim, İrem hangi kendi kararlarını vermiş o yılda acaba. ‘Artık okumayı öğrenmeliyim.’ ya da belki ‘Muzlu sütü bırakıyorum bu sene.’

Gittikçe kendine güvenin artacak. İşte o zaman gerçekten büyümeye (bu yaş veya boy gibi kavramlar içermiyor.) bir adım daha atacaksın.

Açıklama çok doğru noktada yapılmış fakat.

İşte o zaman kendine olan özgüvenini kazanmış olacaksın ve işte o zaman seninle daha iyi anlaşacağız. Bu günü de sabırsızlıkla bekliyorum. Seni gönülden seven ablan.

Ece Bilgiç

İnanır mısınız, gerçekten de öyle oldu, İrem okula başladı ve her şey değişti. Sabırsızlıkla bekledim tam 11 yıl…


46 görüntüleme

Son Paylaşımlar