• ozanakbas

Gaziantep II | Doyalım


Bu aralar Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu illerine ilginin arttığını tespit ettik. Aslında hep orada bulunan, mutfaklarıyla, eski medeniyetlerden kalan kültürel miraslarıyla, sıcakkanlı ve misafirperver insanlarıyla bu iller hep oradaydı. Fakat 21. yüzyılın her alanda bir parametre olarak devreye soktuğu popülerizm dalgası turizme de yön veriyor. Artık nasıl giyinmek isteriz, nereyi gezmek isteriz, masamızdaki objeleri nasıl düzenleriz sorularının cevabını hep hashtag"ler yönetiyor. Eh, biz de gidip görmek isteyenlere bir kılavuz sağlayabilmek adına bir gidip görelim dedik. Gaziantep gezimizi "gezme" başlığına taşıdık. Yine internette rahatça bulabileceğiniz genelgeçer bilgilerden uzak durmaya ve şahsi deneyimlerimizi paylaşmaya özen göstereceğiz.

Gaziantep ile ilgili her yerde de okuyacağınız üzere, en geçerli ve en önemli bilgi bünyenizi ve midenizi giriş yapacak olan onlarca çeşit yemeğe, tatlıya, baharata önden hazırlamak. Gördüğümüz ve duyduğumuz kadarıyla ileri tarihli turlar ayarlayıp öden 1-2 ay diyet yapan turistler oluyormuş. Biz böyle bir sorunsal edinmedik, ne bulduysak yemeye çalıştık.

Yediğiniz içtiğiniz size kalsın, nereleri gezdiniz esas?, diyecek olursanız, sizi şöyle alalım:

GAZİANTEP - I - GEZELİM

Gezimiz ramazandan önceydi fakat yazı Ramazan'a denk geldi, bu yüzden metaforik bir "spoiler alert" koyalım buraya. Ya da aslında genel olarak uyaralım: Bu yazıyı, açken okumayın! Hazırsanız, başlıyoruz :)

Araya bir baklava atayım da önizleme olsun sizi nelerin beklediğiyle ilgili.

Küşleme Kebabhan || Küşleme | Simit Kebabı | Kuşbaşı

İlk akşam yemeğinde bizi ağırlayan tanıdıklarımız Esma Abla ve Aykut Abi, dünya tatlısı minik kızlarıyla bizi Küşleme Kebabhan'a götürdüler. Burada bir fix menü vardı ki bu şahane bir öneri. Çünkü ülkemizin en zengin mutfaklarından birine sahip olan Gaziantep'in ana öğünlerinin hepsini birer akşam yemeğine dağıtsanız sanıyorum oraya yerleşmek gerekir. Fix'e dönecek olursak;

Fındık Lahmacun | Kuşbaşı

Küşleme | Simit Kebabı

(Kendim yemekler gelince fotoğraf çekmeyi unuttuğum için yarısı yenmiş tabaklar yerine yemeği yediğimiz mekanın sitesinden aldım, kredi oraya.LINK)

Küşleme yağsız ve sinirsiz olarak çıkarılır. Bu nedenle son derece yumuşaktır. Bir adet kuzudan her biri yaklaşık iki parmak kalınlığında ve sadece iki parça halinde çıkarıldığı için az bulunan küşleme, çok değerlidir.

Bu arada restoranın kendisi de dillere destandı. 90 yılında 4-5 masayla başlayan işletme şu an 250 masa civarı kapasitesiyle şöyle otantik bir konsept vaat ediyor:

Kasap Halil Usta || Beyran | Börek

Bunu sabah kahvaltıda tükettik :) Sarımsaklı, baharatlı, (tabii ki) etli falan bir çorba. Genelde üstüne de katmer yeniyormuş. Hatta katmer tatlısı aslında kahvaltıda tüketiliyormuş, sabah erkenden çoğu yerde tükeniyor. Yanında kuru soğan -sumaklı- ve maydonoz, biber ikram edildi. Üstüne de börek söylendi. Ben de su böreği gibi bir şey bekliyorum. Fotoğraftaki geldi. (ağzımın suyunu klavyeden sildim devam ediyorum)

Köşk Kebap || Kesik | Dalak

İstanbul'da Taksim'de güzelce içip İstiklal boyu sallana sallana meydana doğru geldiniz. Köşede ne var? Kızılkayalar. Bi' ıslak daha, bi' ıslak daha, değil mi?

İşte bu kesik de aynı mantık. Tek farkı bolca baharatlı, nefis bir lavaş arasına olması, ve ne idüğü belirsiz o hamburger köftesi yerine sacda kavrulmuş ciğer konulması. Yine yanında soğan, salata yine nefis açık ayran. Memleket etin neresini nasıl ve neyle yiyeceğini çözmüş agalar! Hiç sorgulamayın, neyi nasıl servis ederlerse öyle yiyin. Dalak hiç yememiştim, kıyas yapacak veri yok elimde. Fakat arkadaşımız hayatında yediği en güzel dalak olduğunu belirtti.

Tahmis Kahvesi || Menengiç Kahvesi

1600lü yıllara dayanıyor tarihi. Bir kahvenin 40 yıl hatırı olsa, kaç kişinin hatrı tamamlandı burada siz hesap edin. Yabani bir fıstık olan menengiçten hazırlanıyor bu kahve. Kavanozda sıvı formda satılan bir kahve. İçtiğinizde dibinde telvesi yok. Sütle yapılıyor. Türk kahvesinden eksiği yok fazlası var. Olabilecek en doğal tatta elde edilen fıstık aroması ve kendini belli etmese de kahve içimini güzelleştiren süt ile enfes bir kahve. Gitmişken hemen yolun karşısına kurdukları tezgahtan bir kavonoz kahvemizi de almayı unutmadık.

Gezilerimizi anlık görmek için Instagram hesabımız @yanliskonsept'i takip ederek story'lerimizden gezi güzergahlarına dair tüyoları kapabilirsiniz.

Twitter ve Facebook'ta da yanliskonsept isimleriyle bizi bulabilirsiniz.

Tahmis, “kahvenin dövüldüğü yer” anlamına gelmektedir. Eski dönemlerde kahve, cevizden yapılan büyük dibeklerde, karataş ya da aynı ağaçtan imal edilen aletlerle dövülürmüş. Şimdilerde özlenilen bir tat olan dibek kahvesini, yabani fıstıktan hazırlanan Menengiç Kahvesi pek aratmıyor. Bir rivayete göre 4. Murat’ın Bağdat Seferi sırasında burada dinlendiği ve kendisine Tahmis Kahvesi’nde kahve ikram edildiği de söylentiler arasındadır.

Menengiç Kahvesi'nin çekilişine Bakırcılar Çarşısı'nda da tanık olduk. Böyle damla damla birikiyor kavanozlara.

Özikizler Künefe İbrahimli Şubesi || Künefe

Künefe Hatay'da meşhur, bunu biliyoruz elbette. Fakat önerildiyse vardır bir kerameti diyerek ve önceki gittiğimiz yerlerde yaşadığımız tatminin de referansıyla gık demek aklımızın ucundan bile geçmedi. İyi ki de geçmemiş. Hatay sıradaki planlarımız arasında ama Gaziantep'e geldiyseniz, sıcacık kavrulmuş antep fıstığı, taze meyve ve süt ile ikram edilen bu künefeyi de tatmanızı öneririz.

Akşam Simit || Katmer

Katmeri önce bir Vedat Milör'den okuyalım direk istedim:

"En sevdiğim Türk tatlısı katmerdir desem pek abartmış olmam. Hakkıyla yapılmış, incecik açılmıs, kaymaklı-fıstıklı katmer hem hafif hem doyurucu hem de baştan çıkarıcı bir lezzet. Antep’te çok güzel katmer yapılıyor ve bu işin gerçek ustaları hamuru öyle bir açıyorlar ki onları seyrederken insan çocukluğundaki hokkabaz gösterilerini düşünüyor. Sanırım odun kömürü ile ısınan fırında katmer yapan ustalar artık Antep’te bile kalmamış. Zekeriya Usta hariç. Ama Zekeriya Usta’nın mahareti bundan ibaret değil. Kullandığı kaymak, fıstık ve tereyağı, hepsi dört dörtlükler. Ama sakin lüks bir ortam beklemeyin. İstanbul’un tipik bir kıraathanesi gibi basit ama samimi ve müşterilerin birbirlerini tanıdığı, afrası tafrası olmayan bir yer burası. Sakın geç gitmeyin. Antepliler katmeri kahvaltı niyetine yiyor ve 11.00 sularında bitiyor katmer."

Biz geç kaldık, usta dükkanı çoktan kapatmıştı. Turistik bölgede yer alan bu dükkanın gün boyu satsa satış yapacağı halde, her gün aynı miktar katmer üretip bitince kepenk indirmesi de yıllardır vermediği tavizi ve bozmadığı kalitesini hepimize kanıtlıyor sanırım? Planımıza uygun olacak şekilde Akşam Simit isimli yine yörede bilinen ve iyi katmer yapan başka bir yere gittik Katmer için. Ve evet, bunu kelimelerle de fotoğraflarla da anlatamam. Bunu hiçbir şekilde anlatamam. Devlet kabul etse bu tatlıyla nikah masasına otururdum.

İmam Çağdaş || Baklava

Çok anlatmaya gerek yok sanıyorum. Zaten baklava yiyeceksiniz Antep'te. Orada yaşayan halkın şu sıralar çok tercih ettiği baklavacılardan biri İmam Çağdaş. Kaleye yakın bir noktada kendisi. Eğer bayatlamadan götüreyim eve diyor ama son gün nasıl oraya uğrayacağım tekrar diye düşünüyorsanız, havaalanında da Güllüoğlu olduğunu hatırlatmak isteriz. Biz oradan aldık baklavamızı dönüşe beş kala. Gayet nefis idi, dönüşte derhal tüketildi zaten, tadı damaklarda kaldı. Önerilen bir diğer marka da Koçak, onu da burada belirtelim.

Çelebioğulları Baklava || Antep Fıstığı

12 çeşit Antep Fıstığı arasından en çok tercih edileni, en bölgeye has olanını seçtik. 1 kilo aldık toplamda. (Anlayacağınız üzere Gaziantep'e yarısı boş bir valizle gitmeniz hayrınıza olacaktır.)

Nohut Dürüm || Dürümcü Recep Usta

Bunu yemek bize kısmet olmadı. Genel olarak Antep'te dikkat etmeniz gereken, her şeyin bir tüketim saati olması. Lokantalar da buna uygun açılma kapanma saatleri belirlemişler. Zamanında ya yediniz, ya da yarını beklediniz. Gitmeden mekanların açılma kapanma saatlerine vakıf olunuz efendim.

Nohut Dürüm bayağı bayağı nohutlu dürüm aslında. Fakat yöresel bir lezzet. Yine yeşillikli, baharatlı, soğanlı lezzetli bir öğün olduğu söylendi. Bunu da deneyebilirsiniz, onu da siz bize anlatın hatta :)

Gaziantep insanını biz şöyle gördük. Sonsuz bonkör, misafirperver ,şatafatı seven ve yemek yemeyi bir sanat gibi icra eden bir mizaçta, turisti, gezgini baş üstünde tutan, konuşmayı seven, anlatmayı, göstermeyi seven ve şehirde olup biten her şeyi daima ölçüp biçen, konuşup tartan, paylaşan insanlar.

Bizim anladığımız, mesela bir Antep'li acıktıysa, bir İstanbullunun yapacağı gibi ayaküstü atıştırayım kafasında olmuyor. Şöyle güzel bir sofrasını istiyor. Yemekler ve sofralar halkın kültüründe, günlük yaşam tarzında önemli bir yer tutuyor. Gelişigüzel yemek yapan bir işletme kolektif olarak dışlanıyor ve er ya da geç kilit vurmak zorunda kalıyor dükkanına. Eğer hakkıyla yapıyorsa yaptığı işi, ancak o zaman tutunabiliyor. Sanli görünmeyen bir kent kurultayı hangi işletmeye gidilebileceğinin kararını verip uygulamaya koyuyor. Yani, içiniz rahat olsun, temiz olmayan, iyi yemek yapmayan, damağa hitap etmeyi başaramayan mekana denk gelmeniz biraz zor. Öğün bağlamında köşe başları kapılmış zaten, rekabet öyle kolay değil pek. Her çeşit için ünlü bir nokta var, "orada o yenir, burada bu yenir" diyor herkes. Ve herkes de hemfikir bu konularda :)

Damağımızda tadı kaldığı kesin, sırf küşleme yemek, bir Tahmis Kahvesi ziyaretinde bulunmak, Bey Mahallesi'nde civar vatandaşlarıyla bir hayatta (avlu) çay içip sohbet etmek için bile tekrar gidilir diyoruz.

Burada diğer şehirlerden farklı olarak, "mutlaka"ların altı biraz daha kesin çizili, bunu unutmayın. Biri mutlaka diyorsa, o mutlakadır.

Sevgiyle kalın!


37 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

"Takip Et"

 Geride kalma!

Fırsatlara ve en keyifli paylaşımlara ilk sen ulaş! 

  • facebook
  • twitter
  • YouTube - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember

© 2023 by FEEDs & GRIDs. Proudly created with Wix.com