• Heavenskite

Etik



Hepimizi derinden sarsan üzücü bir olay yaşadık. Sosyal medya herkesi buluşturan, acıların, yardımların paylaşılmasını sağlayan en büyük yardımcımız oldu. Nerede ne ihtiyaç var, nerede ne yapılmalı insanları bilgilendirirken, yardımların doğru yönlendirilmesini sağladı.


Dikkatimi en çok çeken ve beni çok rahatsız eden konu ise tüm bunların ötesinde enkazdan çıkarılan insanların her halinin an be an görüntülenmesi oldu. Yardım istemek için 112’yi arayan insanların konuşma kayıtlarına kadar televizyonda verilmesi; birey için travmatik anları herkesin izleyip acılarını konuşabilir hale gelmesi; hala enkaz altındaki kişiyi kurtarma çalışmaları sürerken yaşanan diyalogların videoyla kamuoyuna sunulması ne kadar etik? Paylaştığımız şeylerin sonrasında yok olmadığını, kendi görüntülerini, videolarını belgelerken onları gören, zaten travma yaşamış insanların, daha sonrasında bu travmayı atlatmalarını zorlaştırdığının farkında mıyız? Birilerine yardım etmek için onların acılarının gözler önüne sunulması mı gerekir? “Umut” adı altında çocukların travmalarının fotoğrafları bize neden umut olmak zorunda? Elbette her yaşamın kurtulmasına sevineceğiz ama bir başkasının acısının belgesi bizim umudumuz olamaz. Nihan Kaya’nın dediği gibi “Hiç kimsenin hayatı bizim nesnemiz değil, olmamalı.”


Unutmamak gerekir ki mucize ve acziyet aynı kökenden gelir.

Acziyet: Acz, beceriksizlik, iktidarsızlık, kuvvetsizlik, güçsüzlük, yapamamak anlamları doğrultusunda belli bir kuvvet karşısında güç ve melekeleri ile yetersiz kalmak anlamına gelir.

Mucize, karşısında aklın aciz kaldığı durumlar için kullanılır.


Depreme karşı hiçbir önlem almadığımızı yüzümüze vuran bu olay, acziyetimizin simgesi haline gelmesi gerekirken mucize diyebilir miyiz bir insan daha kurtulduğunda? Olayların arkasındaki korkunç gerçeği gizleyerek medyanın bize romantikleştirerek sunduğu şeylerle sevinip gerisini unutacak mıyız?


2018 imar affı bize neler getirdi?


· 2018’den önce imar mevzuatına aykırı ya da tamamen kaçak inşa edilen yapılar “yapı kayıt belgesi” ile yasal hale getirildi.


· Daha önceden alınmış yıkım kararları ve para cezaları iptal edildi.


· Yasada “depreme dayanıklılık hususu malikin sorumluluğundadır” diye belirtildi.


1999 Gölcük Depreminde resmi raporlara göre 17.2171 can kaybı oldu. Müteahhitlere 2.100 dava açıldı. 1.800’ü hukuki boşluklardan cezasız sonlandı. Geriye kalan 300 davanın 110’u ceza ile sonuçlandı, bu cezaların çoğu ertelendi, bunun dışındakiler zaman aşımına uğradı.


2.504 can kaybı yaşanan Yalova’da 173 dava açıldı. Ceza aldığı bilinen tek isim Veli Göçer 18 yıl 9 ay hapse mahkum edildi. 2011’de tahliye edildi, sadece 7,5 yıl hapiste kaldı. 5 yıl sonra tekrar inşaat işine girdi.


Bana kalırsa ülkemizin en büyük eksiği hangi konuyla ilgili olursa olsun “etik”. Habercilikte, davalarda, inşaatlarda insanlar etik davranmış olsa bunların hiçbirini yaşıyor olmayız diye düşünüyorum.


Kaynak:

http://imarbarisi.csb.gov.tr/yapi-kayit-belgesi-verilmesine-iliskin-usul-ve-esaslar-i-86171

https://demokratkocaeli.com/haber/38593/sosyal-medyada-gundem-17-agustos-depremiydi.html

https://www.kocaeligazetesi.com.tr/haber/2994362/17-agustos-depreminden-sonra-acilan-davalara-ne-oldu

15 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Özerklik

"Takip Et"

 Geride kalma!

Fırsatlara ve en keyifli paylaşımlara ilk sen ulaş! 

  • facebook
  • twitter
  • YouTube - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember

© 2023 by FEEDs & GRIDs. Proudly created with Wix.com