• ozanakbas

#TBT'de bu Hafta - Anksiyete: Antik İnsanın da Psikolojisi Bozuktu

Haftanın dosyası Anksiyete üzerine açıldığı için bu haftanın #tbt'sinde de anksiyete bozukluğunun geçmişine ufak bir yolculuk yaparak, psikolojik rahatsızlıkların modern insanın modern sorunlarından biri olmadığını göstermek istedim. Konuyla ilgili bu hafta #YouTube'a yüklediğim videoda psikolojik rahatsızlıkların, fizyolojik rahatsızlıklar kadar ciddiye alınmadığını, bunun hatalı olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Ateş çıkması, burun akması gibi somut ve gözle fark edilir semptomları olmadığından psikolojik sıkıntıları ciddiye almamak gibi bir eğilim olduğundan bahsetmiştim.


Antik Yunan'da Cicero'nun yazıtlarında anksiyete bozukluğunun klinik özelliklerinden bahsedildiğini ve bunun bilişsel tedavi yöntemlerinin araştırıldığını biliyor muydunuz? Milattan önce 106-34 yılları arasında yaşamış olan Cicero'nun yazdığı Tusculum Tartışmaları'nda, bedensel hastalıklarla ruhsal hastalıklar arasında bir benzerlik kurulup, ruh hasta olduğunda endişe, ızdırap ve öfke gibi duyguların birer semptom olarak ortaya çıktığı yazar. İlginç olan Cicero'nun kitaplarında bir ruh hali, anlık ve güncel bir his olarak anksiyete (angor) ile, ruhsal bozukluk ya da psikolojik bir duygudurum bozukluğu olarak anksiyete (anxietas) ayırmış olmasıdır.



Cicero (MÖ. 106 - 34)


Anksiyenin başlıca sebebi olarak ise Antik Yunan'da ölüm korkusu gelmektedir. "Of Peace of Mind" adlı kitabında Antik Yunan dönemi filozofu Seneca "kim ki ölüm korkusuyla yaşar, hiçbir zaman canlı birey gibi davranamaz" der.


Anksiyete kelime olarak Latin kökenli angor kelimesinden gelir. "Angor"un kökü ise bir fiil olan ango'dur; to constrict, yani sınırlamak, sınırlandırmak. Buradan aynı zamanda dar (narrow) anlamına gelen angustus kelimesi türemektedir. Indo-European bir kök olan angst Almanca ve benzeri dillerde (Flemenkçe, Danca, Norveççe, İsveççe vb.) işte buradan türemiştir. İncil ibranicesinde de çok ilginç bir şekilde darlık ve anksiyete arasındaki bu köprü kurulmuş. Fransızca ve benzeri dillerde ise anxiété ile angoisse ayrımı vardır. Bu yine, bir duygudurum bozukluğu, süreğen bir hal olarak anksiyeteyle bir duygu, somatik bir deneyim olarak anksiyeteyi ayırmaya dayalıdır. Görülebileceği gibi, anksiye tarihsel olarak da yüzyıllar hatta binyıllar boyunca insanlar tarafından deneyimlenmekle kalmamış, hayatın içindeki spesifik kaygı hissinden ayrıştırılarak, bir rahatsızlık, bilişsel semptomlar gösteren bir bozukluk hali olarak tanımlanmıştır.


Antikiteyle modern psikiyatri arasındaki süreçte geçen yüzyıllarda bir rahatsızlık olarak anksiyete yazılı kaynaklarda yer almamaktadır. Anksiyete bozukluğu olan hastalar vardıysa da farklı teşhislere tabi tutuldular. 17. yüzyılda Robert Burton'ın The Anatomy of Melancoly adlı çalışmasında depresyona işaret ettiği bazı noktaların bugün aslında anksiyeteyle ilgili olduğu düşünülüyor. Benzer şekilde 18. yüzyılda medikal yazarlar Panik Atak'ın tanımlarını yaparken bunu farklı bir rahatsızlık olarak ayırmıyorlardı ve genel olarak bu semptomları melankoli teşhisiyle bütünleştiriyorlardı. Arada birçok araştırmacı ve akademisyenin psikolojik teşhislerin sınıflandırılması ve kategorizasyonuyla ilgili çalışması olmakla birlikte, kapsamlı ve belirleyici bir ayrımı anksiyete bazında Freud ve Emil Kraepelin yapmıştır.



Sigmund Freud

Kaynak:

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4610616/

11 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör