• Ece Bilgiç

Büyücü'nün yaratıcısı, mimar ve tasarımcı: Aslı Alp


Esas olarak sanat ve tasarım odaklı konulara odaklanan diğer sitemiz artkript.com (link) için hazırladığımız bu söyleşiyi bir kez daha, bu sefer yanliskonsept üzerinden yayınlamak istedik! Çünkü bu hafta yanlışkonseptte şahane bir çekiliş var ve Büyücü Tasarım ortaklığıyla gerçekleşiyor! Önce Büyücü Tasarım ve kurucusunu tanıyalım istedik :) O halde buyurunuz!

Kendisi çok başarılı bir mimar, mesleğine aşık. Kısa bir süre önce tasarımın yepyeni bir alanına dokundu ve Büyücü'yü yarattı. Aslı Alp genç bir girişimci, kendi kumaşlarını, desenlerini tasarlarken bir yandan da ODTÜ'de yüksek lisans tezini yazıyor. Aslı, artkript'e disiplinlerarası köprülerini ve Büyücü'nün hikayesini anlattı ve çok özel tasarımlarını paylaştı. Bu keyifli söyleşi için kendisine çok teşekkür ediyoruz.

Büyücü’ye başlayana kadar Aslı Alp neler yaptı? Sanatın ve tasarımın hangi çizgilerine dokundu?

Resim, müzik ve yazı. Üçü de benim büyülerim. Kendimi keşfetme sürecimde sürekli sıra değiştirerek eşlik ediyorlar hayatıma. Büyücü bu süreçlerdeki çalışmalarımı paylaşabildiğim bir platform olarak doğdu. Ticari bir tarafı da var ama esas amaç çizgilerimin insanlara dokunabileceği bir yol bulmaktı. Bu yolu çok sevdim, kendi içinde yeni bir serüven ortaya çıktı.

Mimarlıktan kumaşa Büyücü’nün serüveni nasıl başladı? Sana neler ilham verdi?

Büyücü aslında çok çok yeni bir oluşum ancak serüveni üniversite yıllarından önceye dayanıyor. Daha çok küçükken çoraplarımı kesip kıyafetler yapmak gibi oyunlar oynardım. Kıyafetin tasarlanabilmesi ve bu tasarının bir insan bedeninde hemen var olabilmesi durumu hep ilgimi çekti. Çizdiğim bir şeyin 3 boyutlu hale gelebilmesi olayını ise tabii ki ilk mimarlıkta öğrendim. Üniversite eğitimim boyunca çoktan unuttuğum bir fikirdi kumaşlara ve giysilere olan ilgim. O sıralar bana daha çok müzik ve resim eşlik etti.

Esas kırılma noktası ise Yüksek Lisans eğitimim dahilinde 6 aylık bir süre için gittiğim École Nationale Supérieure des Arts Décoratifs‘de gerçekleşti. Paris’te yaşadığım 6 ay boyunca sürekli çizgi çalıştım. Bir desen hocası beni yeni arayışlara sürükledi. Etrafımda mimarlardan çok moda tasarımı öğrencileri ve ressamlar vardı. Dikiş makinalarına, mankenlere, maketlere ve baskı makinalarına rastladım. Bu süreci gözlemlemek mimarlık eğitiminden kazandığım yetilerin bu alanla olan bağının ne kadar güçlü olduğunu fark etmemi sağladı.

Hepsi senin üretimin ama mutlaka biri favorindir. En özel çizgin biraz da kendinden bir şeyler taşıyor olmalı. Bunu bizimle paylaşır mısın?

Bir çalışmam var ama olduğu haliyle değil dönüşebileceği varyasyonların hayalinde favorim haline geliyor. Kendinden bir şeyler taşıması olayını tam bilmiyorum. Çünkü bir mesaj yüklemiyorum hiç bir çalışmama. Büyücü için yaptığım bazı kişiye özel çizimler hariç, genelde çizgiyle veya renkle uğraşırken bir çocuk gibi önce içgüdülere dayanan eğlenceli ve tamamen zamanın kayıp olduğu bir arama anında oluyorum. Bu spesifik çalışmam ise ağaçların dokularına olan hayranlığımdan gelen bir desen. Birden bu sonuca ulaşamadım zaten dediğim gibi çalışmanın sonuçlandığı bir noktada değil şu an. Ancak ağaçlara sonsuz bir bakış açısıyla tekrardan bakabileceğimiz ihtimali beni çok heyecanlandırıyor. Şu sıralar bu ağaç desenlerini kumaşa dökmeye çalıştığım bir dönem. Bakalım neler olacak?

Yepyeni bir soluğu olan Büyücü’yü taşımak istediğin noktayı düşündün mü?

Evet bu soru hep aklımda. Aynı anda mimarlık yaptığım için biraz yavaş da işlese geldiği noktada mekanın da elbisenin de kişinin özgünlüğünü yansıttığı ve içinde var olduğu, bir başka deyişle üstüne giydiği birer örtü olma durumunu harmanlayan bir tasarım platformu olacak. Örnek vermek gerekirse Zeynep adlı bir kişinin en çok vakit geçirdiği mekanı, onun üstündekilerle beraber tasarlamak gibi bir hayalim var. Şu anda uzak bir noktada duruyor bu hayal ama zaten hayaller uzun bir maratonun ufuk noktasında olmalı ki yolculuğa başladığınız nokta da vardığınızda o kadar uzak olsun.

Sosyal medyanın olmadığı bir dünyada yaşıyor olsaydık, Büyücü tasarımlarını nerde ve kimlerin üzerinde görürdük?

İlginç bir soru. (gülüyor) Şu anda bile Büyücü tasarımlarını çoğunlukla arkadaşlarımın üzerinde görüyorum ve hayalim tanımadığım insanlara da ulaşabilecek çeşitlilikte ve albenide tasarımlar üretmek. Sosyal medya bu hedefimde bana büyük yardımı dokunabilecek bir araç. Olmasaydı bu aracı aramam gerekirdi ama yine en yakınlarımdan başlardım. Yani sorunuzun cevabı şu ankiyle aynı olurdu: arkadaşlarım. (daha tatlı gülüyor)

Tasarımın bir çok alanında var olmuş bir üretici olarak, bize senin bakış açından ‘tasarım’ın tanımı yapabilir misin?

Tasarımın bir çok alanında bulundum gibi iddialı bir söylemim olamaz. Benim için mimarlıkta da Büyücü platformunda da herşey yeni başlıyor. Ama tasarımın tanımını kendimce şöyle tanımlayabilirim: var olduğunu var ederek anlayabildiğin bir süreç.

Multidisipliner bir alan olarak mimarlığı ele aldığımızda bir mimarın farklı alanlarla da ilgilenmesiyle ilgili neler söylenebilir?