• Heavenskite

İkicilik



İkicilik, birbirine karşıt kavramların tahakküm ve tabi kılma yoluyla karşıolumsal ve dışlayıcı olarak kurgulandığı süreçtir. Her birinin doğası, ötekiyle paylaştığı niteliklerin dışlanmasıyla, kutupsallaştırıcı biçimlerde inşa edilir; egemen taraf asli görülüp, tabi kılınan taraf buna göre tanımlanır. Birinde olan özelliklerin diğerinde olmadığı varsayılır ve farklılıklar vurgulanır. Batı düşüncesinde ikici yapının bazı örneklerini verecek olursak:


- Kültür / Doğa

- Erkek / Kadın

- Zihin / Beden

- Efendi / Köle

- Akıl / Duygu

- Medeni / İlkel

- Özne / Nesne

- Benlik / Öteki


İkiciliği tabi kılmak için belirlenen kategorinin sahip olduğu özelliklerinin doğal yapıdan kaynaklandığının vurgulanması gerekir. Yani insan kaynaklı, manipüle edilebilir bir özelliktense; değişiklik yapılamayan bir alanı içermesi, doğası gereği bu özelliğe sahip olduğunun söylenmesi farklılıkların kalıcılığını sağlayacaktır.


İKİCİLİĞİN MANTIKSAL YAPISI


Klasik mantık bize ikici ötekiliğin en önemli özelliklerini taşıyan bir ötekilik değerlendirmesi sunar. Olumsuzlama (~p) [“p değil”] p dışı evren olarak, yani evrendeki, p’nin kapsamı dışında her şey olarak yorumlanır. ~p, bağımsız ya da olumlu olarak tanımlanamaz; tanımı tümüyle p’ye bağımlıdır.



1.ARKA PLANA İTME (İNKAR)


İkicilikte önemli görülen kısmın, ötekileştirilen kısma bağımlılığının inkarı söz konusudur. Efendi/köle ilişkisine baktığımızda; efendiye göre öteki olanın gereksiz olduğu görüşü, evrensel kabul edilir. Asli olanın efendi olması, kölenin öneminin inkar edilmesiyle efendinin statüsünü artırır. Halbuki, efendiyi efendi yapan köledir; sömürgeciyi sömürgeci yapan sömürgeleştirilendir; merkezi merkez yapan çevredir. Birbirini tamamlama ilişkisi, efendiyi gereksinimlerinin karşılanması için köleye bağımlı kılmıştır. Bağımlılık, egemenliğe meydan okuyan bir yapı olduğundan efendi için korku ve nefret kaynağına dönüşür. Bu nedenle bağımlılık çeşitli yollardan inkar edilir ve bastırılır. Ötekinin rolü ve katkısı kültür içerisinde belirsizleştirilir.


2.RADİKAL DIŞLAMA (DERİN AYRIM)


Radikal dışlamanın düsturu “ben ötekine hiç benzemem”dir. Diğer sınıfla herhangi bir özdeşlik ya da sempati kurulmasının önüne geçilip kutupsallaşmayı sürekli kılmak hedeflenir. Kesişen özelliklerin inkarı ile araya kalın duvarlar örülür. Kölelikten Kurtuluş (Booker) isimli incelemeden örnek verecek olursak; köle sahiplerinin müesseselerindeki abartılı, nezih temizliğin onları “hayvansı” kölelerden ayırmaya hizmet ettiğinden bahseder. Yıkanma imkanı verilmeyen kölelerin zorunlu pisliğinin işlevi, içinde bulundukları durumu damgalayıp gerekçelendirmek ve onları hayvanlarla bağlantılandırmaktı.

Toplumsal cinsiyet özelliklerinin katı kalıplar şeklinde ayrılması da buna örnek verilebilir. Erkekler etkin, entelektüel, bencil, rekabetçi, egemen olarak tanımlanırken kadınlar bunları tamamlayacak özelliklerle, edilgen, sezgisel, özgeci, besleyen, büyüten, itaatkar olarak tanımlanır. Radikal dışlama ile değişime açık olmayan, köprülere müsaade etmeyen, birleşmeyi hatta yakınlığı reddeden bir ayrılık oluşturulur.


3.KENDİNE KATMA (İLİŞKİSEL TANIM)


İkiciliğin bir diğer özelliği ise, alt taraf olarak belirlenenin üste göre eksiklik, olumsuzluk olarak tanımlanmasıdır. Simone de Beauvoir şöyle yazar: “İnsanlık erkektir ve erkek kadını olduğu gibi değil kendisine göre tanımlar; kadın özerk bir varlık olarak görülmez… Kadın erkeğe atıfla, ondan başkalaştırılarak tanımlanır, fakat erkek, kadına atıfla tanımlanmaz. Kadın arızi olandır, asli olan değil önemsiz olandır. Erkek öznedir, mutlaktır; kadın ötekidir.” Eşit ve karşılıklı bir ilişkisel tanım yapılmaz. Biri, diğerine bağlı olarak tanımlandığında ise onunla tam olarak bağımsız bir öteki olarak karşılaşılmaz. Atfedilen ya da algılanan nitelikler, efendinin arzularının, ihtiyaçlarının yansıması halindedir. Irigay’in dediği gibi kadının kendi başına bir alan işgal ettiği değil, bir başkası için alan oluşturduğu düşünülür.


4.ARAÇSALCILIK (NESNELEŞTİRME)


İki taraftan üstün olanın amaçlarına diğer tarafın araç olup hizmet etmesi doğal kabul edilir. Üst taraf başlı başına bir amaçken alt tarafın böyle bir içsel değeri yoktur. Kendisi için varlık değildir, salt kullanışlı bir kaynaktır. Alt tarafın kimliği araçsalcı bir yaklaşımla inşa edilir ve iyi bir eşin, iyi bir sömürgenin, iyi bir işçinin erdemleri merkeze yararına göre belirlenir.


5.HOMOJENLEŞTİRME YA DA KLİŞELEŞTİRME


Toplumsal cinsiyet kalıplarında homojenleştirme bilindik bir olgudur. Homojen ve ebedi kadın ve erkek olduğu savunulur. “Bütün kadınlar aynıdır”, “Erkeklerin hepsi aynı” denir. Kesin bir cinsiyet ayrımı doğanın herhangi bir yerinde bulunmadığı gibi sürdürülmesi için bireylerin baskı altında tutulması gerekir. İki grubun birbirinden çok farklı olmasına karşın, her bir grubun üyelerinin kendi içlerinde birbirine benzemesi bu kutuplaşmayı yine doğal gösterme yollarından biridir.




Kaynak: Val Plumwood - Feminizm ve Doğaya Hükmetmek

37 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Etik

Özerklik

"Takip Et"

 Geride kalma!

Fırsatlara ve en keyifli paylaşımlara ilk sen ulaş! 

  • facebook
  • twitter
  • YouTube - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember

© 2023 by FEEDs & GRIDs. Proudly created with Wix.com