• Heavenskite

Kadınlık mı Annelik mi

Kadınların ekonomik yaşantıya girmesiyle beraber, biz farkına dahi varmadan annelik algımızda değişmeler oldu. Bu değişim hiç konuşulmadı, tartışılmadı. Tam tersine, değişimi görmezden gelerek anneliğin kadın kaderinin merkezinde olduğunu ispatlamaya çalıştık. (“Anneliği reddeden kadın eksiktir, yarımdır”)


1970’lerde doğum kontrol yöntemlerinin hayatımıza girmesiyle beraber; kadınlar, annelik dışında bir hayatın peşinde, erkeklerle eşit haklara sahip olmak için bir mücadele başlattılar. Bu mücadeleden alınan sonuçlar başka çelişkileri beraberinde getirdi. İş hayatında ve toplumsal rollerinde var olma çabası içerisindeki kadına, hayata gelen çocukla ilgili görevler dayatılarak annelik statüsünün önemi artırılmaya çalışıldı. Otuz yıl öncesine kadar, toplum ve aile rollerinin erkeklerle eşit bir şekilde paylaşılmasının sorunları çözeceğine inanıyorduk. Yaşanan ekonomik bunalımla beraber, 1990’larda birçok kadın işsiz kaldı ve annelik görevlerine geri döndüler. Bu geri dönüş, erkeklerin beklenen gelişimi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurdu. Ekonomik bunalımı daha da ağır kılan asıl faktör ise, insanlık tarihinde eşi görülmemiş bir kimlik bunalımı…


Geçmişte kadın ve erkek rolleri keskin çizgilerle birbirinden ayrılıyordu. Rollerin ve işlevlerin çok net olarak tanımlanmış olması, her iki cinsin de kimlik duygularını besleyen bir etkendi. Eğer erkek de kadın da çalışıp para kazanıyorsa aralarındaki temel farklılık ne olacak? Bir kadını anneliğiyle tanımlarsak, “çocuk doğuramayan” gibi erkeksi bir tanıma mı geçiş yapmamız gerekecek? O zaman, kadınla erkeği birbirinden ayıran tanımlamalarımız eksik kalmaya başlıyor diyebiliriz.



Evliliğin kadınlara yüklendiği, erkekleri ise kayırdığı Durkheim’dan beri bilinmektedir. Annelik kimliği kadına eklendiğinde ise, çiftin arasındaki eşitsizlik daha da artar. Ev işlerinin eşitsiz paylaşımı, çocuğun bakımının sadece anneye yüklenmesi gerektiği düşüncesi, bir yandan dışarıda çalışma isteği/zorunluluğu, kadın tüm bu görevlerin altında ezilir. Erkeğin ise modern toplumda çoğunluğun kabul ettiği tek görevi “eve para getirmektir.” (Madem bir tek bunu yapacak, o zaman “ben zengin koca bulacağım” düşüncesinin bu eşitsizlikten kaynaklandığı kanısındayım. Yıl olmuş 2020, çevremde hala böyle insanlar görüyorum, görüyorsunuzdur.)


Çocukluk psikolojisinin öneminin fark edilmesiyle birlikte, annelik görevleri daha hırslı, daha bunaltıcı hale gelmiştir. Uzmanı olan/olmayan her kafadan çıkan ayrı bir sesle yapılan anneliğin herkes tarafından eleştirilmesi söz konusudur. (Babaların çocuk üzerindeki etkisini görmezden gelerek, toplumca hala bu denkleme onları dahil etmiyoruz.) Öyle ki La Leche League’nin (emzirme ile ilgili savunuculuk, eğitim ve öğretim düzenleyen sivil toplum kuruluşu) kurucularından Lynn Y. Weiner, “Çocuğunu biberonla besleyen kadın ‘özürlüdür’. Belki bir gün iyi bir anne olacaktır, ama eğer emzirseydi daha da iyi anne olabilecekti.” diyebilmiştir.


Anne ve çocuk için en iyi çözüm öyleyse, kadının eve dönmesidir. Kadını buna ikna etmek içinse, anneliği yeniden kutsallaştırıyoruz. Anneliğin kutsal sayılması ise, erkeğin yeni bir canlının ortaya çıkışında işlevinin bilinmediği zamanlara dayanıyor. Mitoloji, tüm dünyada ataerkillikten önce anaerkilliğin hakim olduğu bir dünya görüşü ile başlar. Gerek doğu, gerekse de batı mitolojilerinde “Ulu Tanrıça”, “Ana Tanrıça”, ya da “Doğa Ana” hayat veren en üstün tanrıdır. Doğadaki dişi canlıların çoğunda bulunan bu özelliğin, insanlar üzerinde kutsal sayılması ise babalığın öneminin azaltılmasına neden olmaktadır. Burada illa kutsal olacak bir şey aranması gerekiyorsa, o da karşılıklı eşitlik, sevgi ve saygı ortamının bulunduğu mutlu bir aile ortamı olabilir.


Sözlerimi toparlamam gerekirse, toplumca kabul etsek de etmesek de, annelik kadın kimliğinin bir özelliğinden başka bir şey değildir. Kadının kendi bütünlük duygusunu yaşaması için bir zorunluluk hiç değildir. Çocuk istemeyen kadınlara aldırmadan, anneliği sadece onu isteyen kadınların yaptığı bir ortamın doğmasını umuyorum.


Kaynaklar:

Elisabeth Badinter, Kadınlık mı Annelik mi

Dicle Özcan Elçi, Doğu ve Batı Mitolojisinde Kadın İmgesi: Tanrıça’lar



68 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Etik

Özerklik

"Takip Et"

 Geride kalma!

Fırsatlara ve en keyifli paylaşımlara ilk sen ulaş! 

  • facebook
  • twitter
  • YouTube - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember

© 2023 by FEEDs & GRIDs. Proudly created with Wix.com