• Heavenskite

Mandala

İngilizce'de din anlamına gelen "religion" kelimesi, yani religio, olayın gidişatını geriye doğru giderek incelemek anlamına gelmektedir. Hepimizde tek yaşam olduğunu söyleyecek olursak, benim kendi yaşamımla bu tek yaşam arasında, religio, yani geriye doğru bir bağlantı kurulmuş olur. Ünlü psikolog Jung; gelmiş geçmiş en güçlü dinsel sembollerden birinin çember olduğundan bahsetmektedir. Çember, insanoğlunun büyük primordiyal imgelerinden biridir ve çember sembolünü düşünürken benliğimizi de analiz etmiş oluruz. Dünya da bir çember olduğuna göre tüm bu çember imgeleri ruhu yansıtmaktadır. 360 derece açısı ve dört ana yönü olan çember, Sümer mitolojisinden alınmıştır. Resmi Sümer yılı 360 gün ile bugünlerin içinde sayılmayan ve zaman dışında olan beş kutsal günden oluşuyordu. Bu kutsal günlerde Sümer toplumu ile gökler arasında bağlantı kuran seremoniler yapılmaktaydı. Artık zamanla ilgili olarak bu dairesel duyguyu kaybediyoruz çünkü dijital saatlerimiz var. Zaman yalnızca bipleyerek geçip gidiyor. Dijitalin dışına çıkınca zamanın akışı hissini duyabiliyoruz.


Çember öte yandan bütünlüğü de temsil etmektedir. Çemberin içindeki her şey, çember içine alınmış olan, çerçevelenen tek bir şey haline gelmektedir. Bu, konunun uzamsal yanıdır. Çemberin geçici yanı ise, ayrılıp başka bir yere gidebilmemiz ve sonra her zaman geri dönebilmemizdir. Çemberin ilk çağrıştırdığı, ister zaman ister uzam içinde olsun tamamlanmış bir bütünlüktür. Başlangıcın ve sonun olmadığı, dönüp dönüp duran bir imge... Mesela yılı ele alalım. Yalnızca bir ay başa sarmaz, gece ve gündüz de bir devir yapar. Saatlerimize bakıp zamanın döndüğünü gördüğümüz zaman aklımıza bu gelir ama saat yine aynı saattir. Artık başka bir gündür.


Sihirde, mimaride, hem antik hem modern çağ örneklerinde; hem Hindistan'ın kubbe şeklindeki tapınaklarında hem Rodezya'nın Paleolitik taş kabartmalarında; Aztekler'in taş takvimlerinde, antik Çin'in bronz kalkanlarında, Eski Ahit'te peygamber olarak sözü geçen, gökteki tekerden söz eden Ezekiel'de çember imgesiyle hep karşılaşmaktayız. Nikah yüzüğünün çember şeklinde olması da mükemmel çemberi bir araya getirmekten doğar. Bunun bir yarısı birinde, öteki yarısı başkasındadır. Bu benim evliliğim, benim bireysel yaşantımın ikinin tek olduğu, daha büyük iki kişilik bir yaşantıyla birleşmesi. Yüzük, tek bir çemberin içinde olduğumuzu göstermektedir. Yüzüğün aynı zamanda bağlılığı gösterdiğini de görürüz.




Jung aynı zamanda çemberden mandala olarak söz eder. "Mandala" Sanskritçe'de "çember" demektir ama kozmik düzen anlamını taşıması için koordine edilen ve sembolik olarak tasarlanan bir çemberdir. Mandala oluştururken, kişisel çemberimizi evrensel çemberle koordineli bir hale getirmeye çalışırız. Mesela çok ayrıntılı bir Budist mandalasında merkezde güç ve aydınlanma kaynağı olarak tanrı vardır. Etraftaki imgeler tanrının ışığının yansımaları ya da tezahürleridir.


Kendimize bir mandala yaparken bir daire çizeriz ve hayatımızdaki farklı dürtü sistemlerini ya da değer sistemlerini düşünürüz. Sonra onları oluşturur ve merkezimizin nerede olduğunu bulmaya çalışırız. Mandala yapmak, hayatımızın karışık taraflarına bir merkez bulmak ve kendimizi ona göre ayarlamak için bir araya getirme disiplinidir. Merkezde olmak için kendi çemberimizi evrensel çemberle koordinasyon haline sokmak isteriz. Mesela Navaho Kızılderilileri arasında şifa seremonileri kum resimleriyle yapılır, bunlar çoğu zaman yere çizilen mandalalardır. Tedavi edilecek kişi, özdeşleşecek olduğu mitolojik bağlama geçmek için mandalanın orta yerine geçer -simgelenen güçle özdeşleşir. Mandalalarla bu kuma resim çizme ve bunların meditasyon amacıyla kullanılması düşüncesi Tibet'te de görülür. Tibetli keşişler kuma resimleri çizer, hayatımızda işlev gösteren ruhsal güçleri temsil eden kozmik imgeler çizer. Mitolojik imgelem yoluyla insanın hayatının merkezini evrenin merkeziyle paralel hale getirmeye yönelik oldukça çaba gösterilmiş olduğunu görüyoruz.



Kaynak: Joseph Campbell - Mitolojinin Gücü

21 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Etik