• ozanakbas

Neden Böyleyim? #MondayMotivation

Yeni bir hafta, yeni fırsatlar, yeni yolculuklar.⠀

Yaz mevsimi iyiden iyiye hissedilir oldu. Bu yaz biraz mücadeleli geçecek gibi, maske şeklinde terlemeye alışabilir miyiz, bilmiyorum. Ama olsun. Her şeyin bir nedeni var. Her yaşananın bir öğretisi var. ⠀


Kim olduğumuz başımıza gelenlerin ve gelmeyenlerin tuhaf bir karışımından ibaret olabilir mi? Bugün biraz bunun üzerine düşünmek istersiniz belki.⠀



Şu an olduğunuz kişi, nasıl oluştu?

Size öğretilenlerle mi şekil aldınız? Yaşadıklarınızdan bilinçli olarak çıkardığınız derslerden mi ibaret dönüştüğünüz kişi. Bu kadar sert, ya da bu kadar ağırbaşlı ya da bu kadar geveze olmayı siz mi seçtiniz? Merhametli olmayı, sevecen olmayı ya da saygılı olmayı size öğrettiler mi?


Kimse kimseye saygısız ya da aniden sinirlenen biri olmayı öğretmez diye tahmin ediyorum. Hiç bunun üzerine düşündünüz mü? Bir insanın kendisini değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu hepimiz biliriz. Çünkü hepimiz en az bir kez bunu yapmayı denemişizdir. Peki hiç sordunuz mu, ben neden böyleyim diye?


Yaşadıklarınızdan bilinçli olarak çıkardığınız derslerin yanında ruhunuz da farkında olmadan şekillenmiş olabilir mi zaman içinde. Yaş aldıkça esnemek zorlaşır bilirsiniz; hem bedenen hem ruhen. Çocukluktan, ergenliğe ve erken yetişkinlik hayatına, aşmak zorunda kaldığınız her engel ve bu mücadelelerin sonuçları, bu süreçlerde karşınıza çıkan kişiler ve onların tutumları siz fark etmeden hamurunuzu şekillendiriyor belki de. Uzay boşluğunda durmaksızın birbirine çarpan kilden toplar gibi, kim hangi kısmını hangi açıyla hangi hızla kime çarpar belli değil. Bazı darbeler kalıcı iz bırakıyor, bazıları hemen üzerine gelen başka bir darbeyle siliniyor. Yaş aldıkça killer katılaşıyor ve bir süre sonra tekrar değiştirmesi çok zor olan sabit bir şekilde kilitli kalıyor sanki. Hatta fazla katılaşan kilden heykellerden bazıları darbelere, yeni zamana, değişime, diğer insanlara adapte olamayabiliyor, yani şekline hükmü kalmıyor ve esneyemediği yerinden kırılıyor.

Kırık bir heykeli kim sever ki... Esneyemeyen kil toplarının ıssızlaşması, yalnızlaşması, yalnızlaştıkça daha da katılaşması, darbelerden uzakta da olsa kendi özgün şekline bir daha asla dil uzattırmayacak bir inatçılıkta, huysuz ve yaşlı bir bireye dönüşmesi...


Bilmem.. Bugün bunun üzerine düşündüm. İnsan ruhu bir hamursa, bu hamur nasıl şekillenir acaba diye. Bu düşünce jimnastikleri, belki de kendi hamurumu esnek tutmama yardımcı oluyordur. Esneyemeyip kırılan bir ruhun çünkü; bir daha tamiri mümkün olamayabiliyor.


Konsepti Yanlış Anlamayın.

Esnemeyi öğrenin :)

Hep sevgiyle kalın.


Mutlu Haftalar!


12 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör