• ozanakbas

Endişelerinizden Farkındalıkla Sıyrılın: Olumlamanın Gücü

#Olumlama'nın ve #pozitif düşüncenin gücünden haberdar mısınız? Zihnimizde gün boyu biriken endişelerin, korkuların, stres odaklı düşünsel rotaların vücudumuza ne kadar zararlı olduğunu tahmin ediyorsunuzdur... Kas ve eklem ağrılarından, mide problemlerine, halsizlik ve baş ağrısına kadar birçok fizyolojik zararı olabiliyor stres ve endişenin. Bunlardan kurtulmak için sık sık durup zihnimizin yoğun bir tempoda akıp giden hayatın içinde kendini şartladığı olumsuz fikirleri silmek ve bilincimizi resetlemek gerekiyor.



Çoğu zaman farkına bile varmıyoruz!

İşin tehlikeli kısmı burası bana kalırsa. Biraz yetiştirilme tarzı ve ebeveynlerin çocuklarını büyütürken sürekli yaşanma ihtimali olan felaket senaryolarını dile getirerek evlatlarını ikaz etmelerinden belki, biraz da zor ve stresli modern yaşamın getirileri. Bizimki gibi gelişmekte olan bir ülkenin eğitim sisteminden geçip de bu rekabet ve korku ortamında bir zihnin negatif formatlanmaması neredeyse mümkün değil. İyi bir okul kazanamazsan, iyi bir işin olmaz, iyi bir işin olmazsa, aç kalırsın, şöyle davranmazsan arkadaşlığın biter, böyle yapmazsan evlenemezsin, şöyle çalışmazsan işini kaybedersin... Gibi gibi uzayan bir liste beynimizin çalışma şeklini özetliyor aslında.


Hayattan ve kendinden ne istediğini, gerçekte nelerden hoşlandığını bilemeyen, toplumun ya da ailesinin gözünde kabul görebilme ve takdir toplayabilme hedeflerini hayattan tek beklentisi haline getirmiş, normlara ve tabulara oturtularak hazırlanmış bir düzenekte kendini sevmesi hiç öğretilmemiş bireylere dönüşmemek için kolları sıvamak gerekiyor. Olumlama ve özkabul burada devreye giriyor.

Şunu belki bu noktada söylememde fayda var. Ben bir yaşam koçu değilim, bir kişisel gelişim uzmanı da değilim. Bu konuda son sözü söylemeye yetkili bir guru da değilim. Fakat söylediğim her şeyi: deneyip başardığım, kendimi kandırmadan, kendime karşı tamamen dürüst bir şekilde çok etkili baş etme mekanizmaları geliştirebildiğim ve kendi içimde sürdürülebilir bir enerji kaynağı keşfettiğim için; yani kendi deneyimlerimden yola çıkarak tavsiye niteliğinde söylüyorum. Bu yüzden ilk etapta yapılması gereken en önemli şey, kendinizi tüm çıplaklığıyla masaya yatırmak.


Siz kimsiniz?

İyisiyle, kötüsüyle... Siz kimsiniz? Sorumluluğu üstlenin. Aşama aşama derine inin, gerekirse notlar alın. Neyi seviyorsunuz, neyi sevmiyorsunuz, kimleri incittiniz, nasıl bir yapınız var, başaramadığınız neler var, çocukluğunuzda aşılamamış meseleler var mı...


Burada kimse yok. Sadece siz varsınız. Oturun, kendiniz için bu vakti ayırın ve düşünün. Siz kimsiniz? Sizi siz yapan her şey. Pişmanlık yok. Bugün bu vakti kendinize ayıran bu benliğinize geçmişinizde yaşadıklarınızın tamamı getirdi sizi. Yaşanan her şey, iyi ki yaşandı ve siz bugün olduğunuz kişiye dönüştünüz, iyi ki. Bunun farkındalığıyla. Buna şükrederek ve teşekkür ederek. Şu an olduğunuz kişiden memnun değilseniz, bu memnuniyetsizlikten de sıyrılarak. Çünkü olduğunuz kişiye kıymet vermeden değişimi başlatamazsınız.


Bunun farkındalığı çok önemli. Kendini kandırabilme kapasitesi o kadar güçlüdür ki beynin. Her seferinde bir savunma mekanizması keşfettiğinize inanıp uzun vadede iç huzurunuzu asla sağlayamıyorsanız bunun nedeni her seferinde kendinizi "tamam, geçti" diye kandırıyor olmanızdır. Geçmediyse geçmemiştir. Kötü hissetmek de insan olmaya dahil. Hayatınızın her anında kendinizi bir iyi hissetme, iyi hissetmenin gücünü bulma arayışına sokarsanız, bu bütün diğer streslerin yanına yeni bir stres olarak eklenir sadece, başka bir şey değil. Sonuç olarak anlık kandırmacaların kıskacında uzun vadede kendini sevmeyen bir insan olarak yaşamaya devam edersiniz. İyisiyle, kötüsüyle.. Siz kimsiniz? Bİraz bencil misiniz, biraz hırslı mı? Teşhisi koymadan nasıl tedaviye başlayabiliriz ki?



Yapış yapış bir olumlamalar silsilesinden uzak durun

Bu farkındalığa ulaşmadan kendinizi olumlamanın ve pozitif düşüncenin içine atarsanız, büyülü ve kalın bir kendini kandırma battaniyesinin altına girersiniz. Dediğim gibi pişmanlık yok. Önce yaraları görelim, önce kirli çamaşırları dökelim, yatağın altına sokuşturulmuş her şeyi çıkaralım. Farkında olalım. Ondan sonra değişimi dile bırakabiliriz.

Değişim dilde başlar.

Ben çok sakarımdır, cümlesini kurmaya bırakmazsanız, sakar olmayı da bırakamazsınız. Bütün negatif düşünce rotalarını resetlemenizin birinci adımı kullandığınız dile çeki düzen vermektir. Farklı bir dil konuşurken ses tonumuzun bile farklı olduğunu biliyor muydunuz? Bir toplumun kültürel yapılanmasından, bir bireyin varoluşsal bunalımlarına kadar dil belirleyici nitelikte olabiliyor. Kelimeler sandığımızdan daha güçlü. Onları doğru kullanmamak yüksek tansiyon hastasına tuzlu ayran vermek gibi olabilir. Cesur biri olmadığınızın farkında olarak, kendinize "ben cesurum" deyin her gün ve değişimi izleyin. Ve son olarak;


Pişman Olmayın.

İçindeyken çok zor. Kötü bir deneyim yaşıyorsanız, olduğunuz yerden memnun değilseniz, "şöyle yapmasaydım şimdi böyle olmazdı" diye düşünmesi daha kolay. Fakat öyle yaptığınız için bugün buradasınız ve burada olmanın kötü bir şey olduğuna aslında emin değiliz. O deneyim, sizi değiştirdi, dönüştürdü ve bu yolculukta yolunuzun nereye ulaşacağını henüz bilmiyoruz. Her şey bitmiş gibi görünen bir anda bile, aslında hiçbir şey bitmedi. O kötü deneyim, size bir şey kattı, bir şey öğretti, size yeni bir güç kazandırdı, ondan pişman olmayın, ona şükredin. Çok tuhaf değil mi? Biliyorum, ama evet söylediğim şey bu. Deneyin ve görün. Başınıza gelen kötü şeye şükredin. Teşekkür edin. O deneyimin size ne kattığına odaklanın. Düşünme şeklinizi ters yüz edin. Ön taraf pişti, arkayı çevirin. Geçmişinizden pişman olmamayı öğrenirseniz, geleceğinizden korkmayı da bırakırsınız. Ya böyle olursa, diye korkmayı da bırakırsınız. Çünkü bilirsiniz ki, tıpkı geçmişte olanların sizi dönüştürdüğü kişiyi sevdiğiniz gibi, gelecekte yaşayacaklarınızın da sizi olmanız gereken kişiye dönüştürmek ve size bir şeyler öğretmek için yaşandığını bilerek, oluşacak yeni siz'i de seveceksiniz. İstikrar önemli. Yıllarca beyninizin kodlandığı algılama mekanizmalarını baştan yaratmanız için biraz uğraşmanız, kendinize sürekli hatırlatmalarda bulunmanız, otomatik yaşanan negatif programları silerek, bilinçli, enerji sarf ederek gerçekleşebilen pozitif programları yazmayı öğrenmeniz gerekiyor. Sonra şöyle diyeceksiniz:



Gönder, gelsin. Kendime baş ettiğim her şeyle baş etmeme yardım edecek gücü temin ettiğim için minnettarım. Yaşanmış her şeye, olduğum yere şükrediyorum, yaşanacak her şeye de hazırım. Biliyorum ki, önemli olan yolculuk ve benim bu yolculukta öğrendiklerim. Yeni şeyler öğrenmeye açığım ve bu maceraya, kendimi tanımaya, keşfetmeye, daha önce deneyimlemediğim durumlara göstereceğim reaksiyonlara hazırım. Hiçbir şeyden pişman değilim, çünkü pişmanlıkları olan bir insan kendini sevemez ve affedemez. Bense, sadece müteşekkir ve şükran doluyum.


Umarım birilerine bir yardımı dokunur. Olumlamalar yapmak, kendimizi toz pembe ve vıcık vıcık bir balona sokup kendine yalan söyleyip durmak değildir düşünüldüğü gibi. Olumlama yapmak, iyisiyle kötüsüyle, farkında ve müteşekkir olmaktır bana kalırsa. Çalışmadan, uğraşmadan, denemeden, oturduğunuz yerden evrene mesaj göndermek değildir olumlamak. Çok çalışmak, elinden geleni yapmak ve süreç içinde durup iç dünyanı kurcalamak, kendini takdir etmek, kendini motive etmek olanı almak, olmayan için şükretmektir.


Konsepti yanlış anlamayın;

Olumlu kalın!

11 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

"Takip Et"

 Geride kalma!

Fırsatlara ve en keyifli paylaşımlara ilk sen ulaş! 

  • facebook
  • twitter
  • YouTube - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember

© 2023 by FEEDs & GRIDs. Proudly created with Wix.com