• ozanakbas

Temizlik Avcıları Saçmalığı


Küçük bir anıyla başlamak istiyorum,

Lise bir ya da ikinci sınıftaydım. Okuldan eve gelmiştim, anahtarımla kapıyı açtım. Daha içeri giremeden "Dışarda çıkar" uyarısını işittim, hatırladım kuralı, ayakkabımı çıkardım. İçeri girdim. Canım annem, "yatağına oturma" uyarısında bulundu ikinci olarak. İçeride bir yandan hararetli bir iş yapmakta olduğunu anlayabiliyordum.

Neden?, dedim şaşkınlıkla,

Yarın günüm var dedi...

*awkward silence*

Anne ben gece nerede uyuyacağım? dedim.

Görüş alanımda belirdi, hafif çaresiz, hafif şaşkın bir ifadeyle,

Ben onu düşünmemiştim, doğru tabii.. dedi.

Her Türk evladı gibi ben de böyle bir anneyle büyüdüm. Haftalık temizlikler, mevsimlik temizlikler, bitmek tükenmek bilmeyen ikazlar, toz zerresinin konmaya cüret etmeyeceği mobilyalar.

-

Bu minik anekdottan sonra Obsesif-Kompulsif bozukluğun büün emarelerini genetik mirasçılarından devralmış biri olarak size iki programdan bahsedeceğim.

Biraz iddialı bir beyan olacak ama, bu meselenin karakter-hayata bakış-konfor üçlemesinde ne kadar önemli bir denge üzerinde kurulması gerektiğini çok iyi bilen biriyim.

Önce şu geçenlerde başlayan temizlik avcıları safsatasından başlayalım.

Bir kere isim yanlış. Avlanan şey temizlik değil, dağınıklık ve pislik!

Kirlilik Avcıları deseler daha mantıklı olacakmış, ilk duyduğumda temizlik ve temiz olan her şeyin avlandığı bir parodi sandım, sonra bakınca öyle olmadığını anladım.

Keşke bakmasaydım gerçi o ayrı mesele.

3 tane hiçbir yerde bulunmayacak, orijinal(!) tip, temizlikte en iddialı benim, ben manyak bir şeyim, deli gibiyimdir, insanları koltuğa bile dokundurmam, halıların saçaklarına saç jölesi sürüyorum falan gibi beyanlarla açıyor programı.

Çok, çok fazla yanlışı var programın. Belki "eğlence dünyası" kapsamında birçok şeyi kanıksadık, çok da üzerine düşünmüyoruz.

Fakat bu meselenin, en başta kendi annem olmak üzere, etrafımdaki birçok insana verdikleri zararı ben gördüm. Herkes aşinadır,

Bitmek tükenmek bilmeyen bel ağrıları,

Ellerde deterjanlardan oluşmuş cilt rahatsızlıkları, yaralar, kuruluklar,

Psikolojik huzursuzluklar,

Terli terli cereyana kapılıp hasta olmalar,

Ve sadece kendileri değil, etrafındakiler için de günlük hayatın zorlaşması.

Bu derece obsesif düzeyde bir temizliği asla tasvip etmiyorum her şeyden önce. Hijyen ve konfor standartlarında belirli bir seviyeyi tutturduktan sonra, geriye kalan şey "ooh yuvam" dediğimiz yer değil midir? Ne bu manyaklık, her hafta diş fırçasıyla fayans arası mı temizlenir?

Şimdi bu 3lü OKB müzdaribi vatandaşımız, leş gibi kirli bir eve gidip, önce bir 5 dk ev sahibini aşağılarcasına hareketlerde bulunduktan sonra, tulumlarla temizliğe girişiyorlar. Aralıksız bir söylenme, ev sahibini arkasından kötüleme, eleştirme ve tüm izleyiciler karşısında rencide etme işlemi eşlik ediyor bu temizliğe.

Ev sahibinin izni ve onayı olmadan, onun yaşadığı, kendine özel olan alanı, kafalarına göre manipüle etmeye başlıyorlar sonra (kendi evlerinde dikdatör kuralları koymuş, kimseye elletmeyen ve saygı bekleyen insanlar bunlar dikkatinizi çekerim). Bu burada durmaz, bu böyle olmaz, ayy bu ne iğrenç, bu nasıl bir kadın, bu nasıl bir ev falan filan böyle gidiyor laflar diz boyu.

Sonra da temizlik bitiyor ve gidiyorlar.

Şimdi;

1- Bu işi gündelikçi teyzem de yapar, gelir, temizler ve gider, ev sahibinin psikolojik dünyasına dair bir değişim o durumda oluşmadığı gibi bunda da oluşmuyor. Esas sormaya çalıştığım şu aslında; bu şekilde pissslik içinde yaşayan bir adam için hayatında bu temizliği SÜRDÜRÜLEBİLİR kılmadıktan sonra, bu 3 "diva"nın gelip gitmesinin ne anlamı var??

2-İnsanların eşyalarına, dolaplarına, çekmecelerine, onların haberi, onayı, izni olmadan müdahale edemezsiniz. Her şeyden önce o gözüyle görmeden eşya çöpe atamazsınız. Bir kere karar verin, iç mimar mısınız, temizlikçi misiniz, ev düzenleme ve organize etme firması mısınız? Tam olarak hangi amaçla oradasınız? Çok ucuz ve dandik bir şeydir ama rahmetli dedemden yadigardır, ne yapıyorsunuz yani? "Odanın gezinme alanı genişlesin diye değiştirdik, yatakları ayırdık" diyor bir bölümde temizlikçi adam, yahu gezinme alanı diye bir şey yok. Yatak odasında gezinme alanı nedir? Mimari anlamda "dolaşım alanı" demeye çalışıyorsan, o tam olarak ampirik yöntemlerle çözülemeyebilir, giyim mobilyaları arasında kullanıma bağlı bir dolaşım alanı ve kapının konumu göz önünde bulundurularak bir tefriş çözülür planda. Ev sahibi belki yataklar birleşik çift kişilik yatakta yayıla yayıla uyuyor, niye yatağın birini ayırıp kullanılmayan bir yatağa çeviriyorsun gezinim alanı artıracağım diye??? Bir öğrense Türk televizyonu artık, alanında uzman insanlarla, kaliteli işler yapmayı. İzlenmese böyle şeyler, onlar da öğrenecek ama, ne gerek var tembelliğinden çıkamıyorlar sonuöta izleniyor.

3- Programın hedef kitlesini düşünürsek, kanayan yaramız ev hanımının vazifeleriyle ilgili kalıplaşmış algılara çanak tutuluyor. Düzeltilmesi ve farkındalık yaratılması gereken, kendini harap edercesine her gün temizlik yapan Türk ev kadınlarına, üretken, güçlü ve hayatta bir amacı, hedefi olan bireyler olmalarının ne kadar önemi olduğunu anlatmamız gerekirken, böyle obsesif takıntılardan beslenip hem de o takıntıları daha da besleyen beyin uyuşturucu bir program yapmak??? Bir salın artık şu sömürüleri rica ediyorum. İkinci bölümde karı koca ayrılmış, adam ben bekarım, erkeğim diyerek evin kirliliğini aklıyor. YAHU NE ALAKA? Senin elin ayağın yok mu?

4- Tabii ki, renkli bir karakter. Burhan Altıntop'u hatırlarsınız. Ona benzer gençten bir delikenalıyı da getirmişler, böyle "telaşlı tezye" tiplemesi vardır ya yurdum insanında, öyle bir tipleme. Tabii o da olduğu gibi güzel, öyle de kalsın, hatta ne güzel erkek adam temizlik yapmaz stereotipini yıkıyor bir noktada. FAKAT HER ŞEY ÇOK ŞOV olduğu için programda, bunun da programın popülerlik kazanması için bir parametre olması, nihai çizgide yanlış amaca hizmet etmiş oluyor. Kesinlikle duygusal tek bir şey yokken, bir bölümde bu Kadir denen arkadaş hüngür hüngür ağlıyor, arka fonda duygusal müzik falan. "Gamsızımdır normalde, ama bir yanı eksikti kızın çok üzüldüm" diyor. Hani mesaj şu, biz geldik bu evi temizledik ve dünyaları değişti... gibi bir şey. Bu da çalmaya çalışılıp çalınamamış bir konsept. Tidying up ve Queer Eye gibi programları izlediyseniz ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Oraları izleyen bir tip demiş, bir temizlik programı yapıp Türk kadınını kitleriz, demiş.

5- Marie Kondo yöntemini kullanacaktıysanız, keşke doğru kullansaydınız. Japonya'dan kalkıp tüm dünyayı etkisi altına almış, tamamen spiritüel ve tamamen olumlayıcı bir ideoloji var arkasında. Orada öğretilen katlama sistemini kullanıyor temizlikçi kadınlardan bir tanesi. FAKAT O KATLAMA ÇEKMECELER İÇİN! Yani şu nedir? Sağ üstteki rafın soluna dikey olarak tıkıştırılmış üç sweatshirt'ü görüyor musunuz? Bir şey yapacaksanız düzgün yapın, ne rezalet saçma sapan iş yapıyorsunuz. (SİNİRLENMİŞİM ahsahsah)

6- Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, ilk bölümde temizliğe BANYODAN başlanıyor. Banyonun en son temizlenmesi gerektiğini bilmeyen var mı?? Bunu bir de televizyonda yayınlıyorsunuz, el insaf diyorum, 1 günlük temizlik yapıyorsunuz, onu bari düzgün yapın yav ashdajfg

Program baştan sona negatif mesajlar, eleştiriler, mutsuzluklar, huzursuzluklar üzerine. Baştan sona TATSIZ. Kerim denen karakterle komedi unsuru eklenmeye çalışıldıysa da, kendisini ikinci bölümde ağlattılar :)

Bir sonraki yazımda böylesi bir programın düzgünü nasıl olur (nasıl yapmışlar) onu aktardım:

Şurada: LINK

Doğru Konseptte Kalın!

#temizlikavcıları #kadir #tidyingup #mariekondo #ev #temiz #kirlilik #dyson #süpürge #temizev